Ey Rahmân ve Rahîm olan Rabbim!
Sen beni yaratma fiilinin merkezinde seçkin bir görevle
vazifelendirdin.
Karnımın içinde çeşitli aşamalara tabi olarak bir insanın
fiziksel olarak şekillenmesi ve ruhlanıp dünyaya gönderilmesi işlemini
gerçekleştirdin.
Bu süreç içerisinde bana bazı ağırlıklar yükledin.
Bu ağırlıklar ve zahmeti hafif ve sevgili kılacak bir
şefkati kalbime yardımcı olarak ihsan ettin.
Bu öyle bir duygu ki ben hayatta kaldığım müddetçe benimle
kalacak.
Senin bu yaratma, benimse bu fiile mazhar oluşum seninle
benim aramda çok latif bir münasebetin olduğunu izhar ediyor.
Çünkü sen beni, anneliğim için bana lazım olan duygular ve
hislerle teçhiz ederken aynı zamanda hukukumu da muhafaza eden emirler buyurdun.
Saygı görmemi, bana dua edilmesini, yaşadığım süreçlerde
çektiğim sıkıntıların hürmete layık olduğunu söyledin…
Kendinle beraber bana da şükredilmesini salık verdin.
Rahimiyetinin bu büyük tecellisinde varlığımı onurlandırdın.
Hadsiz merhametinle bana verdiğin şefkati bir araya getirip vücut
ve hayatı birlikte karşıladık.
Adeta senin lütuf ve hikmet elin benim hizmet elimde idi…
Doğuma meşakkatlerle muvaffak olmam karşılığında hayatıma
tertemiz bir sayfa açacak olduğun gibi, eğer muvaffak olamaz isem kaybettiğim
her ne ise, ona mukabil bana cennet ve şehadet gibi yüksek nimetler ihsan
edilmesini takdir ettin.
Bir bebeğin yaşama gözlerini açması için bütün şartları bir
araya getirdin.
Seninle birlikte benim için büyük, senin için kolay ve amaçlı
bir sonuç gerçekleşti.
Varlığın, inayetin hep benimle beraber oldu.
Tahammülüm ve sabrım arttı.
Karşılıksız fedakârlık duygularıyla ve uykusuzluklarla
tanıştım.
Sevdiğim bir şey için sevinç ve hüznü bir arada yaşayan göz
yaşlarım bana eşlik etti.
Çekindiğim, sevmediğim, asla yapmam dediğim şeyleri
isteyerek yaptım.
Kısacası her saniyesi dolu olan zamanlar geçirdim.
Önemli bir gayem oldu.
Hislerim hassaslaştı.
Öngörülerim güçlendi.
Sezilerim gelişti.
Cesaretim arttı.
Geliştim…
Aynı zamanda endişelerim de çoğaldı.
Tedirginliklerim büyüdü.
Şimdi bu düşünce ve duygularımla sana yöneliyorum.
Ellerimi ve kalbimi bir anne yüreği ile ve şefkati ile sana
açıyorum.
Beni en iyi sen anlarsın.
Çünkü beni heyecan ve helecana getiren bana verdiğin
şefkatin insan kabiliyet ve mahiyetinde rengini bulmuş olan bir iz düşümüdür.
İçinde teklif, imtihan, takdir olan bir iz düşümü…
Evet, Rabb-i rahimim.. bebeğim artık büyüdü…
Bana olan fizyolojik bağlılığı azaldı…
Ve artık kendi duygu, durum ve düşüncelerinin kişiliğine
özgü bir akışı var.
Ve ben şimdilerde daha bir farklı zorlanıyorum.
Onun gerçekten ayakları üzerinde durup duramayacağını görmek
noktasında uykularımı kaçıran tedirginliklerim var.
Toplumun kargaşası içinde kaybolup gitmesinden,
üzülmesinden, kabul görmemesinden, önemsenmemesinden, yaralanmasından
korkuyorum.
Sana ve bana karşı asi olma ihtimali de çok sarsıcı.
Benim bu durumda, beni ve evladımı en iyi bilen olarak
senden başka gidebilecek bir kapım yok.
Zaten seni göz ardı edip tüm süreç beraberliğimizi görmezden
gelerek çaresizce çabalar içine girmiş olsam bu çok büyük bir hezimet ve
saygısızlık olurdu.
Ben bunu düşünmek bile istemem.
Sana güveniyorum.
Hücre hücre , nefes nefes her kalp atımında hep yanımda sen vardın.
O zamanlarda da onun ve kendim için olan tedirginliklerimi
sen giderdin.
Seninle çok güzel bir beraberliğimiz vardı.
Şimdi de benimle beraber ol.
Yine kerem elini elime ver.
Merhamet ve güven vericiliğini kalbime hissettir.
Eğer ben hatalarımla senden uzaklaşmış, rububiyetini rencide
etmiş isem senden özür diler bağışlamanı isterim.
Bu istek ve dileklerde bulunma cüretim sana ait olan şefkat sıfatını bana
taşıtıyor olmanın izzetindendir…
Benim Güzel Allah’ım!
Bizi yokluk alemlerinden çıkartıp varlık alemine getiren
sensin.
Kıymet verip kuvve ve latifelerle bezeyen sensin..
Yakınlığı ihsas edip gönlümüzü ısıtan sensin.
Varlığını ruhumuza fısıldayıp hayata karşı ünsiyetimizi
temin eden sensin…
Hadsiz ihtiyaçlarımızı karşılayan sensin.
Sıkıldığımızda, ürktüğümüzde kaçıp geldiğimiz sensin.
Bizi bıkmadan yorulmadan dinleyen, uyku ve uyuklaması
olmadan her an gözleyen sensin.
Bu kutlu firar ve senin engin sevgililiğin her şeyimle sana
teveccüh etmemin cazibesini oluşturuyor.
Bu şerefli ve özel münasebet her şeyimi seninle paylaşma
isteğimi harekete geçiriyor.
Evet, Allah’ım!
Bugün hakkında konuştuğumuz çocuğum gibi ben de bir
çocuktum.
Belki annemde seninle benim hakkımda konuştu.
Bu durumda sen bizim müteselsil olarak hep dinledin.
Çözümler ihsan ettin.
Yolculuğumuzu kolaylaştırdın.
Ben kendimi hatırladığımdan bugüne kadar senin üzerimdeki
rahmet ve merhametini düşündüğümde içimde harika bir huzur ve teselli
hissediyorum.
Bu huzur halini bir bütünlük içinde çocuğumla beraber de
yaşamak istiyorum.
Onun hastalıklarına şifa vermeni, kötülükten korunmanı, maddi
ve manevi zararlardan uzak kalmasını, suhuletle ,umutla ve huzurla bir ömür
sürmesi için her neye ihtiyacı varsa ona yetiştirmeni diliyorum.
Bu süreçte kendim hakkında ise;
Kulluk eşiğinden asla ayrılmamayı,
Duasız, secdesiz , sensiz kalmamayı,
Evladıma karşı gerçek sorumluluk bilincinde olmayı, onu
edeple, faziletle ,inanç ve değerleri
ile yetiştirmem için gerekli olan şuura ermeyi ,senin benim hukukumu gözettiğin
gibi senin hukukunu gözetmeyi, iyi bir örnek olabilmeyi, şefkatimi ve sevgimi
yerli yerine kullanabilmeyi niyaz ediyorum…
Bu isteklerim için bana lazım olan vakarı, istikameti, istek
ve iradeyi lütfetmeni senden yalvarıyorum.
Biricik sahibim!
Çocuğumun ziyan olmaması için ona ve bize yardım et.
Onu evimizden söküp almaya azmetmiş şerlilere karşı bizi ve
onu koru.
Başkalarına karşı düşkünlük göstermekten, zorbalıklara boyun
eğmek zorunda kalmaktan, itilip kakılmaktan, elleri bağlı çaresiz kalmaktan, korku
ve aczimiz sebebi ile merhametsiz kişilere işi düşmekten, yalancıların vaatleri
ve tekliflerine kanıp zarara uğramaktan bizi ve onu muhafaza eyle…
Hz. Meryem'in annesi Hanne çocuğunu doğurduktan sonra sana yönelerek :
Rabbim! ………………. ben onu ve soyunu kovulmuş şeytana karşı
senin korumana bırakıyorum…şeklindeki sığınmasından iktibas ile evladım için
aynı istiazeyi yapıyorum…
Yine Musa A.S’ ın annesine :
"Onu emzir; ona zarar gelmesinden bir korku
hissettiğinde, kendisini denize bırakıver ve artık korkup üzülme! Biz, muhakkak
onu sana iade edeceğiz …. Şeklinde güven ve itminan verdiğin inayetini
evladım ve kendim için de istiyorum…
Benim çocuğumu da zamanın fırtınalarından, fitnesinden,
desise ve tehlikelerinden koru Allah’ım!...
Allah’ım sen en vefalısın..
Sen en sağlam dost ve vekilsin..
En kudretli ve her şeyi bilip görensin..
Kalbimizin ve düşüncelerimizin hiçbiri senden gizli değil..
Bu eman verici hakikatle kendim ve evladım için sana iltica
ediyorum..
Her ne kadar unutup, çeşitli yenilgilere uğrayıp haddimizi
aşıp taşkınlık etsek de bizi sensizliğe terk etme ve affet..
Hem sen sana her dönüşü her pişmanlığı sevgi ve merhametle
karşılayansın..
Bizi bizim zavallılığımıza bırakma..
Biz aleyhimizde ittifak eden yıkıcı akımlara, hadisat
sellerine, hiçbir şeyi kararında bırakmayan değişim rüzgarlarına ve içlerinde
taşıdıkları her düzeni bozucu ve karıştırıcı unsurlara karşı takat
getiremeyiz..
Bu nedenle her şeyin perçemi ve soluğu elinde olan sana ve
merhametine firar ediyoruz..
Bizim ilahımız da umudumuz da sadece sensin…
Sen sana sığınan ve senden umud edenleri seversin…
Sevilen ve sevmeyi yaratıp öğreten, onu kalplere koyup dil
ve gönüller ile söyleten sevgili Rabbim!
İnsanın seninle bir araya gelecek iman vesilesi olması ne
güzel..
Seni her şeye güç yettirici, kerem sahibi, her dertlinin ahını
duyucu, her muhtacın hacetini bilici ve verici olarak bilmek ne hoş…
Seninle mükâleme ne kadar latif …
Bir anne kalbinin senden aldığı şefkat duygusuyla senin
merhametine yönelebilmesi ne kadar da huzurlu…
Üzerimde ve üzerimizde gördüğüm İlgi ve sevgini hissetmek ne
kadar teselli edici ..
Endişelerimle kapısını çaldığım kudret ve rahmetinin verdiği
güven ne kadar değerli..
Senin kendisine emanet edilen hiçbir şeyi zayi etmeyen uluhiyetinin
verdiği itminan ne kadar emsalsiz ve eşsiz…
Bizi sarsılmaz himayene alıver..
Endişelerimizi giderecek sekinet esintilerini kalbimize
salıver..
Bizi fıtratımız üzerindeki ahde sadık eyleyiver..
Ahlâkımızı güzelleştir…
Yerine göre ziynet, yerine göre imtihan olarak verdiğin evlatlarımız
için bizi ve onları rızana götürecek selâmet ve istikameti bağışla…
Evlatlarımızı göz aydınlığımız yap..
Güzel Allah’ım, Biricik Rabbim, sesimi duyanım, beni
bilenim, kaygılarımdan haberdar olanım, efendim, sahibim, sultanım, sanatkârım
, yaradanım , rezzakım, hidayet edicim…Sığınağım, medetgâhım, halâskarım …
Senden kendim, evladım ve ailem için mutlak ve kolay
hayırlar istiyorum..
Aramızdaki şefkat tecellisinin ebediyen benimle ve
sevdiklerimle beraber olmasını diliyorum..
Ey kullarına herkesten çok şefkatli olan Erhamü’r-râhimîn..
Ey merhametlilerin en hayırlısı olan Hayrü’r-râhimîn:
Her anne yavrusuna senin rahmetin sâyesinde şefkat gösterir..
Yabani hayvanlar ve kuşlar bu rahmetin sonucu olarak
birbirlerine merhamet ederler..
Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed’in (Sallâllâhu aleyhi ve
sellem) söylediği üzere tüm bunlar senin yarattığın yüz rahmetten birisidir. Ve
sen doksan dokuz rahmetini ahirete bırakmışsın..
Allah’ım bu yüce lütfunun bir zerresi tüm yarattıklarının
ihtiyacını karşılamaktadır..
Ben benim ve evladım hakkında bu rahmetin tecellisinin duaya
bırakılmış.. yazılmış olan ziyadesini meccanen talep ediyorum…
Hakkımızda gizli olan bu rızk-ı maneviyi rahmetinden
dileniyorum..
Tâ ki, kalbim endişelerinden kurtulsun, gönlümün
huzursuzluğu sekinet bulsun, aklımın
tereddütleri teskin edilsin …
Hem sen kendisine tevdi edilen hiçbir şeyi zayi etmezsin…
Endişelerim aczimdendir..
Sana sığınmam kulluğumun ve güçsüzlüğümün çırpınışı..
Heyecanım şefkatimden..
Mutmain olmam senin iznin ve ihsanındandır..
Lutfet…
………Rabbim! Beni ve çocuklarımı namaz kılanlardan eyle.
Rabbimiz! Duamı kabul buyur…….. (İbrahim /40)
Âmîn..Âmîn..Âmîn… Velhamdülillahi rabbil âlemin, el-Fâtiha ma'as-salavat…
..
.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder