Ey Mevla’mız...

Bismillah

Selâmın senin ilminde olan hakikati ile ve Selâm ismi şerifinle,

Halk edip tesirini yarattığın şekliyle salât selâm olsun kâinatın çekirdeği, keyfiyetin en elyak sahibine ve O’nun kıyılmazlarına, gönlüne girenlerine ve onu kalbinin sırrına basanlarına selâm olsun…

Yine senin bildiğin hakikati ile tüm elçilerine selâm olsun. Tabi olanlarına da…

Ve selâm olsun çok değerli  Cebrail’e.. Ve selâm olsun kıymetli Mikail’e ..İsrafil’e ..Azrail’e  de…

Savaşmış ve savaşan şerefli meleklerine de selâm olsun. Ve dahi diğerlerine…

Kıyamda, rükûda, secde de, devirde deveranda, arz ve semada, seyir ve seyranda, nezarette, tesbih ve tahmidde, sağımızda, solumuzda kalemde ve kelamda, önümüzde arkamızda olanlarına da selâm olsun… Adınla inip adınla çıkanlara ve Tayyib ruhlu diğerlerine de selâm olsun…

Ve selâm olsun erlerinden, kadın erkek bilinen ve bilinmeyenlerine, toprağın altında ve üstünde olanlarına, ten kınından çıkıp can kılıcı parıldayanlarına, rububiyetini müteessir etmeyip gelip geçenlerine, mevcut olanlarına, yalnız senin bildiklerine, bilinmesini isteyip de bildirdiklerine, nice isimlerle tesmiye edip adını göklerde koyduklarına selâm olsun…

Ey seven ve sevilen..beni sev ve kalbimin sana yöneliş yolunu aydınlat..mahbubiyetinin cazibesi ile beni muhabbetine bağla,muhubbiyet ve hıllete erdir. Ve beni sevdiklerimle beraber sevdiklerinin, seni sevenlerin arasına kat. Neslimin ve aslımın mana hamurunu bu kudsi teknede lütfunla, def-i ve ani bir şekilde kün emrinin kesin hükmüyle yoğur. Şu kısacık ömrümün ,sürat-i ruh vüsatinde olacak bu mecz-i visale şedit ihtiyacı var…

Yakin ve imanımı arttır.

Hakikatime genişlik ver.

Hakikatin derk ve kabulünde İdrakimi aç, iz’ân lütfet. Beni dinde anlayış, hikmetli davranış ve isminle hareket edebilme devletine erdir.

Aczime rızanla kuvvet, fakrıma senden başka hiç kimseye muhtaç olmayacağım maddi manevi zenginlik ver.

Bana öğret öğrenmem gerekenleri. İnsan olmamın önündeki engelleri kaldır.

Seninle olmanın sürür ve sevinç kemalini bana hediye et. Benden vaz geçme. Beni seni tanımak ve tanıtmak, sevmek ve sevdirmek işinin zarif hizmetinde tut.

Sen gani ve merhametli sultanımızsın;

San yönelip gelen bu gedayı eli boş göndermesin. Sen şanına layık cömertlikle ikram ve ihsanda bulunursun.

Biliyorsun ki dilediğim ve dilendiklerin senin fıtratımdan istediklerindir. Fakat bu haklı beklentiyi gerçekleştiremeyecek kadar zavallı ve güçsüzüm. Güçsüzlüğümle yapamadıklarımı niyet zarfına koyup, senden inayet istiyorum. Bu dönüş ve halimi itirafım senden özür dileyişimin kendisidir.

Emanete sahip çıkamamanın yüzüme vurduğu siyah boyayı senin engin rahmet denizlerinde yıkama talebimdir. Ki senin huzuruna bu perişanlıkla çıkmayayım.

Ne olur dil sürçmelerimi bağışla…

Derdini anlatmakta bile usul üslup bilmeyen bu kemter kulunu affet.

Sen bize sen olarak sonsuz şefkatinle muamele et.

Kabul edilmemiş dua gibi terk etme. Bizi asla böyle bir cehennemde bırakma. Sensizlik acısı hiçbir şeye benzemez..

Bu acıdan dolayı ebediyen kaybedilen, bir daha ulaşılamayan sensin. Ya İlâhi, sensizliğin, sensizlik gibi müthiş ve sonsuz bir elemi, kederi var. Belki nar-ı cehimden daha yakıcı olan şey senin yüzünü bizden çevirmen, kulum dememendir.

Ey gözümdeki yaş, genzimdeki sızı, ey nefesimi kesen mesafelerin sahibi bu gayya çukurunda boğulmama izin verme.

Sana doğru yetişmek için didinen adımlarıma merhamet et. Geç kalmış bir telaşın.. efendim, sultanım diye bağıra bağıra gelişine elini uzat…

Ey Mevla’mız, lütfen acı bize, biz *Rab olarak senden ,din olarak islâm’dan,Resul olarak efendimiz Muhammed’den A.S.M razı olduk*.Dünya ve ahirette muhtaç, aç biilaç istediğimiz hayırları ver bize..Şükür ve hamd’e muvaffak kıl. Bizden memnun ol.  Ve bizim için bize, inam ettiğin iyilik ve güzellik üzerine şahid ol ..Ey Mevlamız….

Âmîn.. Âmîn.. Âmîn

Eman...

Mini mini hayat teknem su alıyor sultanım. Senin denizlerindeyim.

Kimse tarafından işitilmez sesler, feryatlar sahibiyim.

İçime kurduğun saltanatın yerinde kavurucu çöl rüzgârları esti. Bağlarım harap oldu.

Bir *Kerbelâ Bülbülü*’nün terennümünden başka teselli kalmadı umudumun çınlayan  kulaklarında ..

Yalvarıyorum bırakma beni..karanlığımın tek aydınlığısın…

Bana benim  için yardım et..

Benim için koru beni…

Zayi olup gitmeme, uğursuz bir tutkunun dibinde tükenmeme izin verme…

Alil ve dermansız gayretimin, hastalıklı niyetimin, noksanca sıfatlara vatan olmuş muhayyilemin, parça parça olmuş dirayetimin, pejmürde gayemin üzerinde ruhumu kemirici, kalbinin hayat suyunu emici düşmanlarım var.

Aklım bu mütecaviz hücum altında biçaredir.

Tehditkâr fısıltılar damarlarımda dolaşıyor.

Etrafımda bir ateş çemberinin varlığından olsa gerek içime yakıcı kıvılcımlar düşüyor.

Bu hararetin ihrakından alakadar olduğum her şey hissedardır.

Benim kuvvetim ve kudretim yoktur. Senin öğrettiğin kelimeler ile sesleniyorum sana..Yalvarıyor yakarıyorum bu sığınma talebimi dile getirdiğim sözlerimi liyakatsizliği sebebi ile ağzıma tıkma. Sana ulaşmayan kurban kanları gibi yerde bırakma…eğer sen beni böyle bir başıma bırakırsan, buna en çok azgınlıkta ileri gitmiş  olan düşmanlarım sevinir.

Ben ise buna ve sonuçlarına dayanamam..senin beni terk ettiğin fikrine dayanamam. Bu düşkünlüğümün boynuna takılacak bir iple istenildiği yere çekilen bir divane olmak istemem.

Ne olur beni korkularımdan emin eyle..adına korktuklarımın korkularından da..

Emniyet mutluluğuna erdir.

Sen benim yokluğumla veya varlığımla bir şey kazanmaz ve kaybetmezsin..sende tecezzi,inkisam ve ihtiyaca dair hiçbir şey yoktur. Hiç arıza sana arız olamaz. Âmâ ben bir mahlûk olarak perişan olurum.

Önce senden olurum,

Sonra o kırmızı gülden, gülcüklerden  olurum.. çok yazık yazık olur bana efendim…

Ey en sevilen, Ey Mukaddir;

Âtan ile sav dursun şu infazı kaza…

Yaratılışıma tevdi ettiklerini acıma ve şefkat hüllene sar..

Ey Kenz-i Mahfi; sakın beni, etten kemikten, sözden ve gözden, har’dan nar’dan,her türlü dalalet ve düşmanlığın  yürek dağlayıcı harap edici kahpe oklarından sakın…

Sen sakındığında yıldızlar düşmez,

Seyyareler bir birine çarpmaz,

Hiçbir şey hududundan aşmaz,

Tatlı su, tuzlu suya karışmaz…

Sen uyumaz ve uyku tutmaz lığınla gözettiğinde her şey ahenk ve eman içindedir.

Sen kulum dediğinde, bunu ulvi ve süfli her şey duyar.

Ve her şey mutlak itaatle iradenin önünde eğilir.

Hiçbir şey hiçbir şeye sen istemedikçe ne fayda, ne zarar veremez.

Benim için hayırlar, güzellikler dilemeni istiyorum..hakkımda lütuf ve ihsan dolu himayeni istiyorum.

Çünkü senin himayende olanlar asla zarara uğratılmaz ve hiçbir şeyin mahrumiyetini çekmezler…

Ey biricik Rabbim, sevdiklerinin canı hürmetine canımı, canlarımı sevgine, en sevdiğine bağışla. Selam ve selametine erdir lütfen…


Âmîn

Ey çok acıyanım, merhamet edenim..

 Ey çok acıyanım, merhamet edenim..

Kısa ömrümün çekirdeğini sümbüllendir..hakikatimi sonsuza meyve verdir…

Zatına hizmet edebilmek haysiyeti ile güzel işlere yarayışlı kıl beni.

Sevmediğin şeylerden uzak, sevdiğin şeylere yakın et.

Senin inayetin olmadan ben hiçbir güvence altında olamam.

Sen şefkat nurunu serpmezsen üzerime, çürür ve kokuşurum…

İki yüzlülükten, başkalarına iyi görünme yükünden, kendime lüzumsuz vazife çıkarmaktan, tekellüf ve tahakküm ve dahi takaddümden kendimi koruyamam..

Hillet tahtından düşer, uhuvvet kürsüsünden iner, dostluk kapısından mahrum çıkar giderim.

Eğer tutmazsa emanın elimden nereden geldiğimi unutur, yetimliğimi nisyan butlanına sarar,inam’ına ama olur, buruşturuveririm yüzümü..

Sözlerim gönüllere bar olur..kalplere diken gibi batar kelimelerim.

Feraset gabavetle, istihraç istidraçla yer değişir. Aleyhimde olan şeyleri lehimde zannederek çekerim ipimi…

Eğer sen intibahtan misbahımı yakmaz, istidat kandilimi tutuşturmazsan göremem düştüğüm yerimi…

Ey çok acıyanım, merhamet edenim..

Hakikati ay gibi güneş gibi görme nimetinle bana ikramda bulun..

Hakikatin hak vasfı ile vasıflandır muti niyetimi,yoluna boyun eğmiş başımı mahviyet ile taçlandır.

Gayeme giden yolumu aydınlat,fikrimi paslardan,telebbüs etmiş kirlerden arındır…

Yoluna revan serdiğim yokluğumu, varınla onurlandır.

Aynamı pak eyle..

Boynumdaki miftahı parlat..

Hilkat  toprağının, batıni veçhindeki mahiyetinden bana bir feda bir fena ver..

Rububiyet hamurunun mutlak hayır ve lütuf olan mayasıyla mayala beni..

Ey fatırım ,fıtratımdan intizarına mahiyetimden maksadına  arz etmeye kendimi muvaffak ve mukabil tut beni..

Neredeyse hoşnutluğun,oraya erdir..

Nasıl seversen sevdiklerini öyle sevdir..

Dostlarının yanında dostluğunla izzetlendir…

Ey çok acıyanım, merhamet edenim…

Saymakla bitmez nimetler verdin sen bana..

Hangi balığın karnından çıkardığını,

Hangi yaramdaki kurttan kurtardığını,

Nasıl senden kaçar gibi yuvarlandığım yerden beni kaldırdığını sen biliyorsun..

Hiç hak etmediğim ve tümüyle ihsanın eseri olan bir kimlikle adımı koydun..

Bana ne güzel peygamber S.A.V..ne güzel bir din ne ahsen bir kitap..ne doğru bir üstad..ne hoş kardeşler verdin..

Hayat ve içindekilerle ve de beraber olduğumuz ders arkadaşlarımızla mabeynimizde ne güzel ünsiyet kurdun..

Ey çok acıyanım, merhamet edenim..tüm sahip olduğum maddi ve manevi nimetler muhtaç oluşumla senin keremin arasındaki bir münasebettir.

Acz ve Fakrıma yarenliğindir..

Ben ne özellik sahibi ne de bilen biriyim..tekebbür belasının tüm hannas sızmalarından senin hıfzına sığınırım.

Ey efendilerin efendisi, Ey dualara cevap veren, Ey iyiliklerin sahibi, Ey dereceleri yükselten, Ey bereketleri büyük olan, Ey hataları bağışlayan, Ey belaları def eden, Ey sesleri işiten, Ey dilekleri veren, Ey sır ve gizlilikleri bilen,

Razı olduğun bir  tevazu ve ihlas deminde ,havlinin refakat ve tesiriyle  hizmetinde istihdam et beni.

Hilm ile hamil eyle, katılıktan ve kabalıktan ,minnet etmekten, minnet edilmekten..sevimsizlikten, soğuk düşmekten..amellerimde hatırını gözetememekten, sana güvenmeyi, medet istemeyi unutmaktan kavi,metin ve mükrim olan siyanetine iltica ediyorum.

Ey çok acıyanım, merhamet edenim..

Beni benliğimin bataklığında bırakma..

Maksudunu matlubum kıl..

Seninle şeref buldum, kaybetmeme izin verme..

Beni o uzun sürgün günlerime tekrar döndürecek hatalarımdan beri kıl..

Benim için hayır dile..sen hayır dilediğine hikmet verirsin..hikmet ise hidayetin şuasıdır.

Beni şahsi ölçme biçme zavallığından, nurunla bakamayacak gözlerden ve anlayış kıtlığından kurtar.

Ey çok acıyanım, merhamet edenim..senin kelimelerinle senden diliyorum..

…Ey Rabbimiz, bizleri doğru yoluna erdirdikten sonra kalplerimizi yamultma ve bize katından bir rahmet ihsan et. Şüphesiz, çok bağış yapan yalnız sensin…

Efendimin sözleri ile rahmetine elimi uzatıyorum;

…Ey kalpleri çeviren Allahım! Kalbimi dinin üzerine sabit kıl..

…Ya Rabb! Kalbimi nurlandır, gözümü nurlandır, kulağımı nurlandır, sağımı nurlandır, solumu nurlandır, üstümü nurlandır, altımı nurlandır, önümü nurlandır, arkamı nurlandır ve beni nur eyle ………………benim damarlarımı nurlandır, etimi nurlandır, kanımı nurlandır saçımı nurlandır, yüzümü nurlandır…

Ey çok acıyanım, merhamet edenim..

Hissemi ziyade eyle..

Zenginlik ve sahavetinden müstefid kıl..

Uzattığım ellerimi boş çevirme..

Beni ve en geniş dairesi ile bizi bağışla….

Ey çok acıyanım, merhamet edenim .. Yanımızda elçiniz ve dergâhınızda elçimiz olan reisimize merhamet et ki, bize sirayet etsin………….ve ona al ve ashabına ümmetinin teheccüdde aldığı nefesler adedince salat ve selam eyle…

Artık Gel...

 Sert rüzgarları göğsünde dindirdiğin en sevdiğin dağların tepesinden aşırıp,

En sevdiğin vadiye indirdiğin sekinle kalbimin telaşını teskin et…

Kerem ve cömertliğinin etrafında topladığın kudislerin dizleri dibine beni de oturt.

Kendisine verilen emaneti zayi etmiş, izzet elbisesi yırtılmış, azimet çarığı delinmiş bu miskini azizlerini nimetlendirdiğin sofraya oturt, yedir, içir ve şükrünün kilidini aç..

Asrın ve öz varlık kasrının duvarları arasında sıkışmış,

İmdatlarının sesi kısılmış,

Hacetlerinin dili sürçmüş,

Elleri ardından bağlanmış şu zavallı esire elini uzat, tut ve onu hazır ve müstakbelin karanlıklardan çıkar…

Kabalaşmış , letafetini yitirmiş , hırçınlaşıp çirkinleşmiş duygularıma merhamet bulutlarını indirip hislerimi yatıştır…

Sen kendisinden hiçbir şeyi hak ederek isteyemediğimsin.

Çünkü sen vücuda dair hiçbir şeyin hak edilemeyeceği kadar malik, sübhan ve celalsin…

Sen benim kendisine ancak mağlubiyet, hacet ,adem, hata ve günahlarım ile açık bıraktığın mağfiret kapısından yönelebildiğimsin.

Muhtacım, muhtacınım..

Beceriksizliğimi ,kifayetsizliğimi ,şaşkın ve sapkınlığını görüyor biliyorsun..

Tutukluğum , tutukluluğum, nasıl kamçılandığım ,nasıl ve kim/ler tarafından yağmalandığım sana ayan..

Tedirginliklerim, aymazlıklarım, irade ve ihtiyarıma ait kırıklıklarım boynumda asılı..

Bizarım … kaybetmekten yılgınım , Ben’den bıkkın…

Keşke neşe dolu bahçelerin neşvesindeki munis cezb ve cezbe ile anabilseydin seni..

Muhabbetin bal peteklerinden süzülen kelimeler ile cümleler kurup;  kasideler, beyitler ile geçip gelinesi şeylerden gönlümün eteklerinde olanları önüne dökebilseydim..

Keşke def’lere yüklenen demlerin ruhundan yükselen HU’lar ile perverde aşki savtları kanatlandırıp vedut burçlarına yükseltebilseydim..

Keşke sadrımın çoraklığında pınarlar doğsa idi de onların çeşm-i dilinden tebellür eden şen şakrak şakırtıların sedası ile sana tahiyyeler verebilseydim..

Olmadı…

Sen olmazları olduran..

Yaraları saran ,

Viraneleri onaran,

Divaneleri akil kılan,

Sükünet verip sekinet indirensin..

Muztarım,

Dûçarım,

Muhtacım, muhtacınım..

Yorgunum ayrılıktan,

Argınım gayrılıktan…

Artık gel…

Bayram

 Ey hiçbir şeyin kendisine bir şey katıp eksiltemediği..

Beni sensizliğin eksikliğinde bırakma…

Her şeyin kızıştığı, hadiselerin çarpıştığı, ezdadın bir birini zorladığı  bu zamanda kalbimi senden uzaklık rüzgarına tutma…

Belki uykunun en derin yerindeyken , belki kanayan yarayı gül goncası zannederken üzerime saçılan ölü toprağını sadrımdan  kaldır.. beni sevdiğin şeylerin yaşanması ve yaşatılması için gayretli kıl… 

Hayat safhalarımın sayfalarını yazarken karşıma çıkan yollardan ihtiyar ve irademle   sülûk ettiğim ve nihayetinde içine girdiğim çıkmaz sokaklardan, idrak, iz’an ve niyetlerime sıçramış, basiretsiz gözümü boyamış  iltibasların bulaşıklığından ruhumu arındır.. aklımı temizle.. sair letafimi tezyin et, sana bakan tüm pencerelerimi parlattır…Zira nefes almakta zorlanıyorum..

Ey güzel olup güzeli seven.. özümü sözümü zevalsiz bir güzelliğin ebediliğine mazhar eyle.. çünkü beşeri kirlerin, şeytani vesveselerin ,nefsani zulmetin ifsadı gönül bahçemi harabezara çevirdi…

Ey sevgili ,ey en sevilen ,ey itminanın seninle kemal bulduğu muhabbet zirvesinin tek sahibi.. Ey aşkının tik taklarıyla vicdanların teskin edildiği, ey yetmiş bin perdeye sarılı Cemal-i Lâyezâl, Cemil-i lemyezel içimin karanlıklarını muhabbetinin nur kandilleri ile aydınlat… Zira gölgelerin asıllarına olan temayülüm kırıldı, hayallerim bozuldu.. rüyalarım kötü adamların eline geçti…

Ey anılmaya, övülmeye, her an zikredilmeye en layık olan, seni gizli ve açıktan yâd edebilmek için dimağımın pasını gider.. zira   dilim tutuldu, lisanım müşevveş oldu…

Ey mevcud-u meçhul.. ey her varlığın hakikatinin kendini aradığı ..elime yakınlığından bir akrebiyet çerağı ver, kurbiyetinle düşkün omuzumu tut beni çöktüğüm yerden kaldır…çünkü ben yalnızca senin verebileceğin  bir izzet ve yakin bir ünsiyete çok ihtiyaç duyuyorum…

Âlim-i Külli Şey..bilmem gereken ne varsa onu bana öğret..beni cehlin zindanında bırakma..zan zincirlerinin prangalarına mahkum etme..hakkın illetine erdir..insaniyetimi mahiyetine derç ettiğin tekâmüle ulaştır..sana vasıl olacak yolumu aç… Düğümlerimi çöz…vuslata erdir…çünkü ben o zaman çok sevinirim…

Ey kendine sığınanları koruyanların en hayırlısı ve kendisini vekil edenlerin en güveniliri:  beni ; kıskançlığın, hasedin, garazın, nefretin, rekabetin, düşmanlığın, alaşağı etme düşünce ve planın, kem gözlerle kuşatılmanın fenalığından  muhafaza eyle…..adımlarımın bağlanması, say ve şevkimin  kırılması, neşemin kaybedilmesi için uğraşan görünen görünmeyen tüm şerirlerin  şerrinden koru…

Ey kalpleri süsleyen, Ey kalplerin tabibi , Ey kalplerin dostu.. kendim için istediklerimi kalbimde olanlar içinde ver.. dileklerimi onlar içinde kabul et…Benim sevdiklerimin bu çöllerde kaybolmasına, bu ahir zaman vahalarında ahlar ve vahlar içine def-i ve ani, karanlık ve zulmani, sefih ve deni şeylerin tozuna  toprağına karışıp ziyan olmasına izin verme….

Ey gani ve kavi olan…aczimin başıma bela olmasına , fakrımın nazarımı senden başka bir şeye çevirmesine , seninle var olan istinat ve istimdat kalelerimin sarsılmasına karşı ayaklarımı sabit kadem tut…

Benden vaz geçme..

Hayat ,marifet ve hayret heybemi boş bırakma..

Sana gelmeyi sevdir.. kavuşma arzumu pekiştir , huzurunda huzurun sevincini hissettir……….. Çünkü ben katından gelecek her hayra nihayetsiz muhtacım…


Maruzat

 

“Bismillâhirrahmânirrahîm”

Allah’ım:

Doğru yolunda yürümeme yardım et.

Girdiğim berzahın perdelerinin beni boğmasına izin verme.

Düşmanlarımın ayaklarımı bağlamasına, dizlerimi kırmasına ,belimi bükmesine karşı  beni koru.. zaif varlığımı, sırtımdaki vedianı , senden başkasına kanaat edemeyen vicdanımı , şaşkın aklımı , aynaları kırılmış kalbimi , oradan oraya savrulan hayalimi dest-i inayetinde tut…

Tutunamayışıma acı,

Kendimi istismara açtığım için bağışla,

İstikrarsızlığımdan dolayı merhamet et,

Nefsimi ve onunla verdiklerini israf ettiğim için bana kızma,

Kırdığım, döktüğüm, kıymetini bilemediğim, özen gösteremediğim , yerinde kullanamadığım , iyi bakamadığım, sakınamadığım ,üzerinde titreyemediğim ,üstünü başını kirlettiğim ; istidat , kuvve ve duygularım için benden vaz geçme…

Hane-i sadrımı yol geçen hanına çevirdiğim, gelen geçenin çerini çöpünü içinde biriktirdiğim, uful eden ne varsa kenarına köşesine gizlediğim  için beni huzurundan  kovma…

Her şeyin güzeline bakamayan gözlerimi,

İdrak ve şuurdan yana körelmiş hislerimi,

Bir türlü terk etmeye cesaret edemediğim alışkanlıklarımı,

Bile bile evvelimi, hazırımı, ahirimi ateşe sürmelerimi,

Ulvi hüzünden ,Rabbani sevmekten, sılaya hasretten , muhibi özlemekten doğan sızlanmalardan gönlümü mahrum edişimi,

Temiz, saf, pak, duru mana pınarlarının  serinlik ve sekinetinden ruhumu uzak tutuşumu,

Özel anlarda seninle buluşmaya gelmeyişimi,

Yalvarıp yakarmayışımı,

Alnımı sana yaklaştırıp inlemeyişimi,

Sesli- sessiz, aşikar - mahvi ,hafi ve cehri senden söz eden ,seni anan, seni yaşayıp seni söyleyen ,senin için arz ve semayı velveleye veren sadaları ,nağmeleri, cezbeleri işitmeyişimi, hallenip de titremeyişlerimi, huzu ve huşudan ihtiyaç ve iştiyakımı  çekişimi  affet…

Sevdiklerinin ayak izlerini takip edemeyişimden,

Bir zem zem kuyusu başına varıp da kana kana hararetimi gideremeyişimden,

Öğüt kuşlarının secalarını dileyemeyişimden,

Emin bir hilkat ağacının nurunda gölgelenemeyişimden,

Ahbablar, dostlar, yarenler, sıddıklar, salihler sofrasından bir lokma alamayışımdan,

Bana ne oluyor diye taliimden soramayışımdan,

Keder ve pişmanlıklarla başımı iki elimin arasına alıp el aman el aman diye sallayamayışımdan,

Ateşi sönmüş ocağımı öylece bırakıp bir himmet ve gayretle  harlayamayışımdan dolayı hayat ve hakikat heybemi doldurduğum hatalarımdan geç…

İflah olmaz yaralar belere düçar oldum,

Sari hastalıklar her yerimi sardı,

Takatim kesildi,

Umudum iyimserliğini kaybetti,

Beklentilerim sarsıldı,

Üzerime dehrin toprakları saçıldı,

Hane-i mahremimin esrarını  yitirdi,

Hilkat hazinem yağmalandı,

İflas etti, müflisim, ne avdet edecek havlim ne de  rücü edecek yüzüm var.

Bittiğimi, tükendiğimi İtiraf ediyorum..

Gidecek yerim ,çalacak kapım , nefesleneceğim bir pencerem yok..

Senden başka yardımı yetişecek, düşmüşlüğüme, düşkünlüğüme  şefkat merhemi sürebilecek kimse yok..

Beni tüm kokuşmuşluğumla kabul edip, kusurlarından geçecek, sefilliğimi suratına çarpmayacak , bakımımdan , hacetimden kısmayacak kimsem yok…

Beni mağfiret ile kalmayıp ,seyyiatımı hasenata tebdil edebilecek senden başka bir ilah yok…

Hoşnutluğun için sana sunabileceğim bir birikimim de yok.

Rızana şefî’  yapabilecek bir işimde..

Hakikatte bana kefil olarak gösterebileceğim  tanıdıklarım da yok ..

Hem senden başka kimse de beni sen gibi bilemez tanımaz..belki tanısa ,tanımak bilmek istemez…

Hani emin belde de sanki mihras suyundan kaleme yürüyen:  

Sökmek ne mümkün o ruhu bu sema'ın pervanesinden..

Sen toz olup uçuşumuza, çöp olup savruluşumuza ,kuş olup ölüşümüze bakma.. İncimizi bu kutlu  bahçede düşürdük...

Elbet ol sultan--ı sübhan bilir   cevrimizi...  sözlerini bir lerze ile desem de ;

Altında  kaldığım ağırlığın yükü, bütün neşvemi ezip, boynumu eğiyor.

Çünkü bu vaziyetim yakışıksız , halim akim ve bataklığa saplı….

Evet, benden rızan için  tükenmişliğimin tüm ceplerini , hiçliğimin sandukasını  yokladım….sadece sırrımın hücresinde elestten kalma bir belâ kor ’una rastladım…

Avuçlarımda tutmakta zorlandığım bu k/öz parçamı şimdi sana arz ediyorum.

Esirgeyen ve bağışlayan nazarını elan bana çevir..

Hemen ölgünlüğümü dirilt…

Defaten  beni güzel ahlaklarla süsle…

Gediklerimi vakar ve güvenle şu an kapat..

Ve sevdiklerine ve seni sevenlere  benden bahset ,

Bizi muhabbet ve aşk havuzunda buluştur,

Onları boyadığın renginle beni de boya,

Bizi birbirimize ünsiyetle, sevgiyle  karıştır…

Dilemenle diledim,

İzninle söyledim,

Lutfunla dîl’e geldim…

Beni abd-i acizin  olarak  an.. meccanen kulluk tacımı tak, makbuliyet libasımı giydir ve hakkımda verdiğin emanı bilmesi gerekenlere  bildir…

İş bu devleti bir gedaya ancak bir kerim-i mutlak verebilir..

Ben o gedayım, sen ol kerim…

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemin…

Mevlid 2025

Ya Rabbi ! Var edilişimi mahiyeten değerli kıldın, hakikaten de değerli kıl…

Kemalimi bulmakla mükellef olduğun hilkat ve fıtrat yükümlülüğümü yerine getirebilmem için bana yardım et…

Marifetin için, muhabbetin için, seni bulmak bilmek için; aklıma, kalbime, ruhuma, vicdanıma, sırrıma derç ettiğin latifelerimi canlandır.

Çünkü bana şah damarımdan yakın olan kurbiyetinden ve ünsiyetinden mahrum olmak istemem.

Sensiz kalmayı, senden habersiz olmayı, sana rağmen senden ayrı düşme yoksunluğunun sefaleti içinde ile yaşamayı istemem.

Sen benim her halimi bilip, ilminle kudretinle içimdeyken, sızılar, hüzünler perdesinin arkasından varlığını sekinet hali ile ihsas ederken, kalbimin aynasının yalnızlığa duçar kalarak zifiri bir karanlığa mahkûm olmasını istemem.

Yaratışımın ihtiyaç duyduğu her şey ama her şey senin yanındayken ve sen onları bana eriştirmek için türlü türlü bahaneler yaratıyorken, ben; yolumu şaşırmış bir şekilde kendim gibi acizlerden fakirlerden medet ummayı, tabasbusa girip beklentiler sarmalında boğulmayı istemem.

Sen rahmet, merhamet, nezaket, şefkat ve Muhammed’in ile (A.S.M) üzerime titreyip, bu ilgi ve özenli keremini bana imanla, hisle ihsas ederken; meşum bir sebebe, adi bir engele, aldatıcı bir vaade, geçici bir davete takılıp arkamı dönüp kaybedenlerden olmak istemem.

Hem senin inayetinden cüda olmak , lütfuna ayrı düşmek , içimde ve dışımda mutlak varlığının izini görememek cehennemine girmek istemem.

Hem heveslerimin ördüğü ağlara takılmak, zanlarımın kazdığı kuyulara düşmek, vehimlerim tarafından ele geçirilmek istemem.

Hem Nefsimin oyuncağı olmak  , mâlihulyâlara dalıp fısk çöllerinde kaybolmak istemem.

Hem sesimin duyulmasından hoşlanmayacağın, dualarımdan istiskal edeceğin, su-i ahlakımdan razı olmayacağın , istidraçla hayatta tutacağın bir bedbin olmak istemem.

Hem ilimden nasipsiz, idrakten yoksul , iz’andan gafil, takdirden tazimden, tehlilden cahil olmak istemem.

Ben hep seninle olmayı isterim.

Hep senin istediğin gibi olayım isterim.

Ben senin tarafından bağışlanmış,  korunmuş, kabul edilmiş olmak isterim.

Ben senin eşsiz ve benzersizliğinle  , eşsiz yarattığın benimle  olmanı isterim.

Ben, senin hadis-i kutside buyurduğun; Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (aynî veya kifaye) şeyleri  eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mümin kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüte düşmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem." Dediğin  ………… ve bu dediğini :

"O benim zikrimden başka bir şey işitmez. Kitabımın tilavetinden başka bir şeyden lezzet  almaz, bana münacaattan başka bir şeyle ünsiyet edip teselli elde edemez. Benim melekutumun acaiblerinden başka bir şey de tefekkür etmez. Ellerini ancak benim rızamın bulunduğu şeye atar, ayağı da böyle." Şeklinde şerh eden ulemanın tevilindeki o bahtiyar kişi olmak isterim.

Bu konuda bana cömertliğinle muamelede bulun ve kolaylıkta, ferahlıkta, refahlıkla beni bu ihsan-i şahaneye meccanen mazhar eyle…

Benim iliklerime kadar hissettiğim ve takatimin deruhte etmeye yetmediği hacetlerim senin bir teveccühüne bakar…. Biçareliğime acı, fakrıma medet  … özümü doyur.. beni senin olmak serveti ile zenginleştir.

Ya Rabbi!

Faydalı ilmimi arttır.

Kulluğumu kabul eyle..ben sadece senin kulunum ve benim senden başka gidecek çalacak bir kapım  yok…

Beni hizmet-i mahsusana al.. dest-i inayetini say’ime refik ver..sözlerimi ihlas ile hayatlandır… insanların gönüllerine inebilecek safvet libasını giydir…

Ya Rabbi!

Mekke’nin esrar-ı maneviyesinin ,pencerelerini, kapılarını, tavanını  bana aç…

Medine’nin hakikat-i Muhammediye hazine-i ruhaniyesinden beni zinetlendir…

Şu mülk alemin arkasında nurani güzelliğin sofrasından beni rızıklandır.

………….


ÖZEL DUALAR...

 

1- 
Allah'ım!

"Bismillâhirrahmânirrahîm"in sırları hürmetine, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin zâta ve onun bütün âl ve ashâbına, Senin rahmetine ve onun hürmetine yaraşır şekilde salât ve selâm eyle. Bize de, Senden başka, hiçbir mahlûkunun merhametine ihtiyaç bırakmayacak bir şefkat ve rahmetle merhamet eyle.
Âmin.

“Karanlıklar içinde niyaz etti: ‘Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.’” Enbiyâ Sûresi, 21:87.

Ey Rabbim ! Muhtelif karanlıklar,çeşitli zulmetler içerisinde beni senden başka gören olmadı…

“Rabbine şöyle niyaz etmişti: ‘Bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin.’” Enbiyâ Sûresi, 21:83.

Ey Rabbim! Bütün düşünce ve hislerimi saran illetlerden çıkardığım feryadı senden başka duyan olmadı…

“Eğer senden yüz çevirecek olurlarsa de ki: Allah bana yeter. Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi Odur.” Tevbe Sûresi, 9:129.

Ey Rabbim ! Bütün ayrılıklar ve yalnızlıklar sebepleri olan belaları boynuma takıp giderken yanımda senden başka kalan olmadı…

“Allah bana yeter; O ne güzel vekildir.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:173.

Ey Rabbim ! Tüm karışık ahval ve emvaç dehşeti ile asbab dağdağası içinde sağa sola çarparken,senden başka kimse elimi tutmadı…

“Havl ve kuvvet, ancak herşeyden yüce ve nihayetsiz azamet sahibi olan Allah’a aittir.” ( Buhârî- Müslim )

Ey Rabbim ! Hayatımın başlangıcından bugünüme kadar,Aklım,kalbim,ruhum senden başka hiçbir şeyden medet almadı…

“Herşey helâk olup gidicidir—Ona bakan yüzü müstesnâ. Hüküm sadece Ona aittir; siz de Ona döndürüleceksiniz.” Kasas Sûresi, 28:88.

Bâkî kalan ancak sensin, ey Bâkî. Bâkî kalan ancak sensin, ey Bâkî.

Ey Rabbim ! Senin bekanla kaimdir hayatım ve senin bekanla devam eder…

“[Kur’ân] iman edenler için bir hidayet rehberi ve bir şifadır.” Fussilet Sûresi, 41:44.

Ey Hayy ve Kayyûm olan! 
Hayy ve Kayyûm isimlerin hürmetine, bu perişan kalbe bir hayat ver, bu müşevveş akla doğru yolu göster. Âmin.

“Rabbim! Benim gönlüme genişlik ver.”
{Taha /25}


"Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmederse (yani onu dilerse) ona ancak 'ol' der, o da oluverir" (Âl-i İmrân, 47) buyrulur.

“Ey Rabbim! Ben senin bana indireceğin hayra. öylesine muhtacım ki...”
{Kasas / 24}

“En yüce sıfatlar ise, Allah'ındır.” (NAHL/60-)

“Bizden hüznü gideren Allah’a hamdolsun.
Kuşkusuz rabbimiz çok bağışlayan ve şükrün karşılığını verendir”
{Fatır / 34}


Allah’ım Vahidsin birsin,Vâcib-ül Vücudsun mutlaksın,Ezeli ve ebedisin,Hiçbir şeye benzemez ve benzetilemezsin,varlığı hiçbir varlığa ve hiçbir sebep ve şarta bağlı olmayansın,Hayyun la yemutsun ölümle gelen fena ve zevalden münezzeh ve mukaddessin,İlmin sonsuzdur senin..işiten,bilen ve her şeyi görensin..Kudretin sonsuz,merhametin nihayetsizdir..Her şeyi yaratan Ahsenül'-Hâlikîn ve ihtiyaçlarını veren Rahman ve Rahimsin..Bütün güzel isimler senindir..Esma’ül Hüsnanı şefaatçi yapıp niyaz ediyorum ki;

Razı olacağın matlubumu bana musahhar kıl,

İhtiyaçlarımı gider..Çünkü tek tevekkül ettiğim,yardımını istediğim,umduğum ve beklediğim inayet ve keremin sahibi sensin…

Ey Melik ! Mülkündeki bu aciz memlükünün kusurunu affet..senden başka gidecek ve sığınacak yeri olmayan kölene acı…

...Allahım Duamı Kabul Et.. (İbrahim 40)

Amin ..Amin.. Amin…

Allahım,

Risâlet semâsının güneşi, nübüvvet burcunun ayı olan yüce Peygambere (a.s.m.), onun hidâyet yıldızları olan Al ve Ashâbına salât ve selâm eyle. Bize, erkek ve kadın mü'minlere merhamet et.

Amin, âmin, âmin.
2- 

Ey Kendisinden Şifa İsteyenlere Şifa Veren !...

Ya Şafî !

Zaaf-ı İman hastalığıma şifa ver..
Muvaffak olamadığım,amel-i salihadaki aczime şifa ver.. 
Aklımdaki hastalıklarıma şifa ver..
Düşüncelerimdeki hastalıklarıma şifa ver..
Kalbimdeki hastalıklarıma şifa ver..
Duygularımdaki hastalıklarıma şifa ver..
Ruhumdaki hastalıklarıma şifa ver..
Vicdanımdaki hastalıklarıma şifa ver..
Fıtratıma bulaşan hastalıklarıma şifa ver..
Kuvvelerimdeki hastalıklarıma şifa ver..
Hayallerimdeki hastalıklarıma şifa ver..
Vesvese hastalıklarıma şifa ver..
Atalet ve gayretsizlik hastalıklarıma şifa ver..
İrade ve tercih hastalıklarıma şifa ver..
Muvazenesizlik hastalıklarıma şifa ver..
İstikrarsızlık hastalıklarıma şifa ver..
Sabırsızlık,hoş görüsüzlük,tahammülsüzlük hastalıklarıma şifa ver..
Gurur,kibir,kendini beğenmek,riya meyilli hastalıklarıma şifa ver..
Kabalık,sevgisizlik hastalıklarıma şifa ver..
İhlassızlık hastalığıma şifa ver..
Manevi zayıflıklarımdan neşet eden hastalıklarıma şifa ver..
Can kafesimdeki hastalıklara şifa ver..
İhtiyaç dairemi,fakr ve hacet şubelerimi zenginleştir..
Fakirlikten,ehli dünyaya tabasbus hastalığıma şifa ver..
Sebep saplantılı hastalıklarıma şifa ver..
Beklenti hastalıklarıma şifa ver..
Şeytani desiselerden,fitne ve fesat şebekelerinden bulaşmış hastalıklarıma şifa ver..
İlimsizlik,cehalet,bilgisizlik ve şevksizlik hastalığıma şifa ver..
Hislerimdeki hastalıklarıma şifa ver..
Tarafgirlik,taassup,körü körüne yönelme hastalıklarıma şifa ver..
Günahlarımın kanserleştirdiği,hatalarımla müzmin dertlere giriftar latifelerime şifa ver..
Meyillerime şifa ver..
Sözlerime şifa ver..
Özüme şifa ver..
Himmet,hamiyet ve hizmetime şifa ver..
Sensizliğe düşme hastalığıma şifa ver..
Ömrüme,gönlüme şifa ver...

Âmîn..Âmîn..Âmîn...

Allah mü’minler topluluğunun gönüllerini ferahlandırsın, şifâ versin ve kalblerindeki ızdırabı gidersin.”  (Tevbe Sûresi, 9/14-15)


“Ey insanlar! İşte size, Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdeki dertlere bir şifa, müminlere doğru yolu gösteren bir hidâyet ve rahmet geldi.” (Yûnus Sûresi, 10/57)

“Biz Kur’ân’ı müminlere şifa ve rahmet olarak indiririz. Ama o, zalimlerin ise sadece ziyanını artırır.” (İsrâ Sûresi, 17/82)


“De ki: Kur’ân, iman edenler için hidayet ve şifadır.” (Fussilet Sûresi, 41/44)

Bu hastaligi gider ey insanlarin Rabbi! Sifâ ver, çünkü sifâ verici sensin. Senin verecegin sifâdan baska sifâ yoktur. Öyle sifâ ver ki hiç bir hastalik birakmasin...

Hz Muhammed A.S.M

Âmîn..Âmîn..Âmin...

3-

Ey yüce Arşın Sahibi! 

Ey kâinatı hiçten ve benzersiz bir şekilde yaratıp bin bir isminin tecellileriyle emsalsiz bir şekilde süsleyen Mübdi'! 

Ey varlıkları ölümünden sonra yeniden inşa edip dirilten Muîd! 

Ey dilediği her şeyi yapan! Arşının rükünlerini dolduran Zâtının nûru hürmetine; yarattığın bütün varlıklara hükmeden kudretin hürmetine ve her şeyi kaplayan rahmetin hürmetine istiyorum. 

Senden başka hiçbir ilâh yoktur. 

Ey kendisinden yardım isteyene yardım eden! 

Bana yardım et. 

Ey güç durumda olanlara yardım eden ve ummadıkları yerlerden ihtiyaçlarını ellerine veren Muğîs! 

Bana yardım et!

4-