Ey Mevla’mız...
Eman...
Mini mini hayat teknem su alıyor sultanım. Senin denizlerindeyim.
Kimse tarafından işitilmez sesler, feryatlar sahibiyim.
İçime kurduğun saltanatın yerinde kavurucu çöl rüzgârları esti. Bağlarım harap oldu.
Bir *Kerbelâ Bülbülü*’nün terennümünden başka teselli kalmadı umudumun çınlayan kulaklarında ..
Yalvarıyorum bırakma beni..karanlığımın tek aydınlığısın…
Bana benim için yardım et..
Benim için koru beni…
Zayi olup gitmeme, uğursuz bir tutkunun dibinde tükenmeme izin verme…
Alil ve dermansız gayretimin, hastalıklı niyetimin, noksanca sıfatlara vatan olmuş muhayyilemin, parça parça olmuş dirayetimin, pejmürde gayemin üzerinde ruhumu kemirici, kalbinin hayat suyunu emici düşmanlarım var.
Aklım bu mütecaviz hücum altında biçaredir.
Tehditkâr fısıltılar damarlarımda dolaşıyor.
Etrafımda bir ateş çemberinin varlığından olsa gerek içime yakıcı kıvılcımlar düşüyor.
Bu hararetin ihrakından alakadar olduğum her şey hissedardır.
Benim kuvvetim ve kudretim yoktur. Senin öğrettiğin kelimeler ile sesleniyorum sana..Yalvarıyor yakarıyorum bu sığınma talebimi dile getirdiğim sözlerimi liyakatsizliği sebebi ile ağzıma tıkma. Sana ulaşmayan kurban kanları gibi yerde bırakma…eğer sen beni böyle bir başıma bırakırsan, buna en çok azgınlıkta ileri gitmiş olan düşmanlarım sevinir.
Ben ise buna ve sonuçlarına dayanamam..senin beni terk ettiğin fikrine dayanamam. Bu düşkünlüğümün boynuna takılacak bir iple istenildiği yere çekilen bir divane olmak istemem.
Ne olur beni korkularımdan emin eyle..adına korktuklarımın korkularından da..
Emniyet mutluluğuna erdir.
Sen benim yokluğumla veya varlığımla bir şey kazanmaz ve kaybetmezsin..sende tecezzi,inkisam ve ihtiyaca dair hiçbir şey yoktur. Hiç arıza sana arız olamaz. Âmâ ben bir mahlûk olarak perişan olurum.
Önce senden olurum,
Sonra o kırmızı gülden, gülcüklerden olurum.. çok yazık yazık olur bana efendim…
Ey en sevilen, Ey Mukaddir;
Âtan ile sav dursun şu infazı kaza…
Yaratılışıma tevdi ettiklerini acıma ve şefkat hüllene sar..
Ey Kenz-i Mahfi; sakın beni, etten kemikten, sözden ve gözden, har’dan nar’dan,her türlü dalalet ve düşmanlığın yürek dağlayıcı harap edici kahpe oklarından sakın…
Sen sakındığında yıldızlar düşmez,
Seyyareler bir birine çarpmaz,
Hiçbir şey hududundan aşmaz,
Tatlı su, tuzlu suya karışmaz…
Sen uyumaz ve uyku tutmaz lığınla gözettiğinde her şey ahenk ve eman içindedir.
Sen kulum dediğinde, bunu ulvi ve süfli her şey duyar.
Ve her şey mutlak itaatle iradenin önünde eğilir.
Hiçbir şey hiçbir şeye sen istemedikçe ne fayda, ne zarar veremez.
Benim için hayırlar, güzellikler dilemeni istiyorum..hakkımda lütuf ve ihsan dolu himayeni istiyorum.
Çünkü senin himayende olanlar asla zarara uğratılmaz ve hiçbir şeyin mahrumiyetini çekmezler…
Ey biricik Rabbim, sevdiklerinin canı hürmetine canımı, canlarımı sevgine, en sevdiğine bağışla. Selam ve selametine erdir lütfen…
Âmîn
Ey çok acıyanım, merhamet edenim..
Ey çok acıyanım, merhamet edenim..
Kısa ömrümün çekirdeğini sümbüllendir..hakikatimi sonsuza meyve verdir…
Zatına hizmet edebilmek haysiyeti ile güzel işlere yarayışlı kıl beni.
Sevmediğin şeylerden uzak, sevdiğin şeylere yakın et.
Senin inayetin olmadan ben hiçbir güvence altında olamam.
Sen şefkat nurunu serpmezsen üzerime, çürür ve kokuşurum…
İki yüzlülükten, başkalarına iyi görünme yükünden, kendime lüzumsuz vazife çıkarmaktan, tekellüf ve tahakküm ve dahi takaddümden kendimi koruyamam..
Hillet tahtından düşer, uhuvvet kürsüsünden iner, dostluk kapısından mahrum çıkar giderim.
Eğer tutmazsa emanın elimden nereden geldiğimi unutur, yetimliğimi nisyan butlanına sarar,inam’ına ama olur, buruşturuveririm yüzümü..
Sözlerim gönüllere bar olur..kalplere diken gibi batar kelimelerim.
Feraset gabavetle, istihraç istidraçla yer değişir. Aleyhimde olan şeyleri lehimde zannederek çekerim ipimi…
Eğer sen intibahtan misbahımı yakmaz, istidat kandilimi tutuşturmazsan göremem düştüğüm yerimi…
Ey çok acıyanım, merhamet edenim..
Hakikati ay gibi güneş gibi görme nimetinle bana ikramda bulun..
Hakikatin hak vasfı ile vasıflandır muti niyetimi,yoluna boyun eğmiş başımı mahviyet ile taçlandır.
Gayeme giden yolumu aydınlat,fikrimi paslardan,telebbüs etmiş kirlerden arındır…
Yoluna revan serdiğim yokluğumu, varınla onurlandır.
Aynamı pak eyle..
Boynumdaki miftahı parlat..
Hilkat toprağının, batıni veçhindeki mahiyetinden bana bir feda bir fena ver..
Rububiyet hamurunun mutlak hayır ve lütuf olan mayasıyla mayala beni..
Ey fatırım ,fıtratımdan intizarına mahiyetimden maksadına arz etmeye kendimi muvaffak ve mukabil tut beni..
Neredeyse hoşnutluğun,oraya erdir..
Nasıl seversen sevdiklerini öyle sevdir..
Dostlarının yanında dostluğunla izzetlendir…
Ey çok acıyanım, merhamet edenim…
Saymakla bitmez nimetler verdin sen bana..
Hangi balığın karnından çıkardığını,
Hangi yaramdaki kurttan kurtardığını,
Nasıl senden kaçar gibi yuvarlandığım yerden beni kaldırdığını sen biliyorsun..
Hiç hak etmediğim ve tümüyle ihsanın eseri olan bir kimlikle adımı koydun..
Bana ne güzel peygamber S.A.V..ne güzel bir din ne ahsen bir kitap..ne doğru bir üstad..ne hoş kardeşler verdin..
Hayat ve içindekilerle ve de beraber olduğumuz ders arkadaşlarımızla mabeynimizde ne güzel ünsiyet kurdun..
Ey çok acıyanım, merhamet edenim..tüm sahip olduğum maddi ve manevi nimetler muhtaç oluşumla senin keremin arasındaki bir münasebettir.
Acz ve Fakrıma yarenliğindir..
Ben ne özellik sahibi ne de bilen biriyim..tekebbür belasının tüm hannas sızmalarından senin hıfzına sığınırım.
Ey efendilerin efendisi, Ey dualara cevap veren, Ey iyiliklerin sahibi, Ey dereceleri yükselten, Ey bereketleri büyük olan, Ey hataları bağışlayan, Ey belaları def eden, Ey sesleri işiten, Ey dilekleri veren, Ey sır ve gizlilikleri bilen,
Razı olduğun bir tevazu ve ihlas deminde ,havlinin refakat ve tesiriyle hizmetinde istihdam et beni.
Hilm ile hamil eyle, katılıktan ve kabalıktan ,minnet etmekten, minnet edilmekten..sevimsizlikten, soğuk düşmekten..amellerimde hatırını gözetememekten, sana güvenmeyi, medet istemeyi unutmaktan kavi,metin ve mükrim olan siyanetine iltica ediyorum.
Ey çok acıyanım, merhamet edenim..
Beni benliğimin bataklığında bırakma..
Maksudunu matlubum kıl..
Seninle şeref buldum, kaybetmeme izin verme..
Beni o uzun sürgün günlerime tekrar döndürecek hatalarımdan beri kıl..
Benim için hayır dile..sen hayır dilediğine hikmet verirsin..hikmet ise hidayetin şuasıdır.
Beni şahsi ölçme biçme zavallığından, nurunla bakamayacak gözlerden ve anlayış kıtlığından kurtar.
Ey çok acıyanım, merhamet edenim..senin kelimelerinle senden diliyorum..
…Ey Rabbimiz, bizleri doğru yoluna erdirdikten sonra kalplerimizi yamultma ve bize katından bir rahmet ihsan et. Şüphesiz, çok bağış yapan yalnız sensin…
Efendimin sözleri ile rahmetine elimi uzatıyorum;
…Ey kalpleri çeviren Allahım! Kalbimi dinin üzerine sabit kıl..
…Ya Rabb! Kalbimi nurlandır, gözümü nurlandır, kulağımı nurlandır, sağımı nurlandır, solumu nurlandır, üstümü nurlandır, altımı nurlandır, önümü nurlandır, arkamı nurlandır ve beni nur eyle ………………benim damarlarımı nurlandır, etimi nurlandır, kanımı nurlandır saçımı nurlandır, yüzümü nurlandır…
Ey çok acıyanım, merhamet edenim..
Hissemi ziyade eyle..
Zenginlik ve sahavetinden müstefid kıl..
Uzattığım ellerimi boş çevirme..
Beni ve en geniş dairesi ile bizi bağışla….
Ey çok acıyanım, merhamet edenim .. Yanımızda elçiniz ve dergâhınızda elçimiz olan reisimize merhamet et ki, bize sirayet etsin………….ve ona al ve ashabına ümmetinin teheccüdde aldığı nefesler adedince salat ve selam eyle…
Artık Gel...
Sert rüzgarları göğsünde dindirdiğin en sevdiğin dağların tepesinden aşırıp,
En sevdiğin vadiye indirdiğin sekinle kalbimin telaşını teskin et…
Kerem ve cömertliğinin etrafında topladığın kudislerin dizleri dibine beni de oturt.
Kendisine verilen emaneti zayi etmiş, izzet elbisesi yırtılmış, azimet çarığı delinmiş bu miskini azizlerini nimetlendirdiğin sofraya oturt, yedir, içir ve şükrünün kilidini aç..
Asrın ve öz varlık kasrının duvarları arasında sıkışmış,
İmdatlarının sesi kısılmış,
Hacetlerinin dili sürçmüş,
Elleri ardından bağlanmış şu zavallı esire elini uzat, tut ve onu hazır ve müstakbelin karanlıklardan çıkar…
Kabalaşmış , letafetini yitirmiş , hırçınlaşıp çirkinleşmiş duygularıma merhamet bulutlarını indirip hislerimi yatıştır…
Sen kendisinden hiçbir şeyi hak ederek isteyemediğimsin.
Çünkü sen vücuda dair hiçbir şeyin hak edilemeyeceği kadar malik, sübhan ve celalsin…
Sen benim kendisine ancak mağlubiyet, hacet ,adem, hata ve günahlarım ile açık bıraktığın mağfiret kapısından yönelebildiğimsin.
Muhtacım, muhtacınım..
Beceriksizliğimi ,kifayetsizliğimi ,şaşkın ve sapkınlığını görüyor biliyorsun..
Tutukluğum , tutukluluğum, nasıl kamçılandığım ,nasıl ve kim/ler tarafından yağmalandığım sana ayan..
Tedirginliklerim, aymazlıklarım, irade ve ihtiyarıma ait kırıklıklarım boynumda asılı..
Bizarım … kaybetmekten yılgınım , Ben’den bıkkın…
Keşke neşe dolu bahçelerin neşvesindeki munis cezb ve cezbe ile anabilseydin seni..
Muhabbetin bal peteklerinden süzülen kelimeler ile cümleler kurup; kasideler, beyitler ile geçip gelinesi şeylerden gönlümün eteklerinde olanları önüne dökebilseydim..
Keşke def’lere yüklenen demlerin ruhundan yükselen HU’lar ile perverde aşki savtları kanatlandırıp vedut burçlarına yükseltebilseydim..
Keşke sadrımın çoraklığında pınarlar doğsa idi de onların çeşm-i dilinden tebellür eden şen şakrak şakırtıların sedası ile sana tahiyyeler verebilseydim..
Olmadı…
Sen olmazları olduran..
Yaraları saran ,
Viraneleri onaran,
Divaneleri akil kılan,
Sükünet verip sekinet indirensin..
Muztarım,
Dûçarım,
Muhtacım, muhtacınım..
Yorgunum ayrılıktan,
Argınım gayrılıktan…
Artık gel…
Bayram
Ey hiçbir şeyin kendisine bir şey katıp eksiltemediği..
Beni sensizliğin eksikliğinde bırakma…
Her şeyin kızıştığı, hadiselerin çarpıştığı, ezdadın bir birini zorladığı bu zamanda kalbimi senden uzaklık rüzgarına tutma…
Belki uykunun en derin yerindeyken , belki kanayan yarayı gül goncası zannederken üzerime saçılan ölü toprağını sadrımdan kaldır.. beni sevdiğin şeylerin yaşanması ve yaşatılması için gayretli kıl…
Hayat safhalarımın sayfalarını yazarken karşıma çıkan yollardan ihtiyar ve irademle sülûk ettiğim ve nihayetinde içine girdiğim çıkmaz sokaklardan, idrak, iz’an ve niyetlerime sıçramış, basiretsiz gözümü boyamış iltibasların bulaşıklığından ruhumu arındır.. aklımı temizle.. sair letafimi tezyin et, sana bakan tüm pencerelerimi parlattır…Zira nefes almakta zorlanıyorum..
Ey güzel olup güzeli seven.. özümü sözümü zevalsiz bir güzelliğin ebediliğine mazhar eyle.. çünkü beşeri kirlerin, şeytani vesveselerin ,nefsani zulmetin ifsadı gönül bahçemi harabezara çevirdi…
Ey sevgili ,ey en sevilen ,ey itminanın seninle kemal bulduğu muhabbet zirvesinin tek sahibi.. Ey aşkının tik taklarıyla vicdanların teskin edildiği, ey yetmiş bin perdeye sarılı Cemal-i Lâyezâl, Cemil-i lemyezel içimin karanlıklarını muhabbetinin nur kandilleri ile aydınlat… Zira gölgelerin asıllarına olan temayülüm kırıldı, hayallerim bozuldu.. rüyalarım kötü adamların eline geçti…
Ey anılmaya, övülmeye, her an zikredilmeye en layık olan, seni gizli ve açıktan yâd edebilmek için dimağımın pasını gider.. zira dilim tutuldu, lisanım müşevveş oldu…
Ey mevcud-u meçhul.. ey her varlığın hakikatinin kendini aradığı ..elime yakınlığından bir akrebiyet çerağı ver, kurbiyetinle düşkün omuzumu tut beni çöktüğüm yerden kaldır…çünkü ben yalnızca senin verebileceğin bir izzet ve yakin bir ünsiyete çok ihtiyaç duyuyorum…
Âlim-i Külli Şey..bilmem gereken ne varsa onu bana öğret..beni cehlin zindanında bırakma..zan zincirlerinin prangalarına mahkum etme..hakkın illetine erdir..insaniyetimi mahiyetine derç ettiğin tekâmüle ulaştır..sana vasıl olacak yolumu aç… Düğümlerimi çöz…vuslata erdir…çünkü ben o zaman çok sevinirim…
Ey kendine sığınanları koruyanların en hayırlısı ve kendisini vekil edenlerin en güveniliri: beni ; kıskançlığın, hasedin, garazın, nefretin, rekabetin, düşmanlığın, alaşağı etme düşünce ve planın, kem gözlerle kuşatılmanın fenalığından muhafaza eyle…..adımlarımın bağlanması, say ve şevkimin kırılması, neşemin kaybedilmesi için uğraşan görünen görünmeyen tüm şerirlerin şerrinden koru…
Ey kalpleri süsleyen, Ey kalplerin tabibi , Ey kalplerin dostu.. kendim için istediklerimi kalbimde olanlar içinde ver.. dileklerimi onlar içinde kabul et…Benim sevdiklerimin bu çöllerde kaybolmasına, bu ahir zaman vahalarında ahlar ve vahlar içine def-i ve ani, karanlık ve zulmani, sefih ve deni şeylerin tozuna toprağına karışıp ziyan olmasına izin verme….
Ey gani ve kavi olan…aczimin başıma bela olmasına , fakrımın nazarımı senden başka bir şeye çevirmesine , seninle var olan istinat ve istimdat kalelerimin sarsılmasına karşı ayaklarımı sabit kadem tut…
Benden vaz geçme..
Hayat ,marifet ve hayret heybemi boş bırakma..
Sana gelmeyi sevdir.. kavuşma arzumu pekiştir , huzurunda huzurun sevincini hissettir……….. Çünkü ben katından gelecek her hayra nihayetsiz muhtacım…
Maruzat
“Bismillâhirrahmânirrahîm”
Allah’ım:
Doğru yolunda yürümeme yardım et.
Girdiğim berzahın perdelerinin beni boğmasına izin verme.
Düşmanlarımın ayaklarımı bağlamasına, dizlerimi kırmasına
,belimi bükmesine karşı beni koru.. zaif
varlığımı, sırtımdaki vedianı , senden başkasına kanaat edemeyen vicdanımı ,
şaşkın aklımı , aynaları kırılmış kalbimi , oradan oraya savrulan hayalimi
dest-i inayetinde tut…
Tutunamayışıma acı,
Kendimi istismara açtığım için bağışla,
İstikrarsızlığımdan dolayı merhamet et,
Nefsimi ve onunla verdiklerini israf ettiğim için bana
kızma,
Kırdığım, döktüğüm, kıymetini bilemediğim, özen
gösteremediğim , yerinde kullanamadığım , iyi bakamadığım, sakınamadığım
,üzerinde titreyemediğim ,üstünü başını kirlettiğim ; istidat , kuvve ve
duygularım için benden vaz geçme…
Hane-i sadrımı yol geçen hanına çevirdiğim, gelen geçenin
çerini çöpünü içinde biriktirdiğim, uful eden ne varsa kenarına köşesine
gizlediğim için beni huzurundan kovma…
Her şeyin güzeline bakamayan gözlerimi,
İdrak ve şuurdan yana körelmiş hislerimi,
Bir türlü terk etmeye cesaret edemediğim alışkanlıklarımı,
Bile bile evvelimi, hazırımı, ahirimi ateşe sürmelerimi,
Ulvi hüzünden ,Rabbani sevmekten, sılaya hasretten , muhibi özlemekten
doğan sızlanmalardan gönlümü mahrum edişimi,
Temiz, saf, pak, duru mana pınarlarının serinlik ve sekinetinden ruhumu uzak
tutuşumu,
Özel anlarda seninle buluşmaya gelmeyişimi,
Yalvarıp yakarmayışımı,
Alnımı sana yaklaştırıp inlemeyişimi,
Sesli- sessiz, aşikar - mahvi ,hafi ve cehri senden söz eden
,seni anan, seni yaşayıp seni söyleyen ,senin için arz ve semayı velveleye
veren sadaları ,nağmeleri, cezbeleri işitmeyişimi, hallenip de titremeyişlerimi,
huzu ve huşudan ihtiyaç ve iştiyakımı çekişimi
affet…
Sevdiklerinin ayak izlerini takip edemeyişimden,
Bir zem zem kuyusu başına varıp da kana kana hararetimi
gideremeyişimden,
Öğüt kuşlarının secalarını dileyemeyişimden,
Emin bir hilkat ağacının nurunda gölgelenemeyişimden,
Ahbablar, dostlar, yarenler, sıddıklar, salihler sofrasından
bir lokma alamayışımdan,
Bana ne oluyor diye taliimden soramayışımdan,
Keder ve pişmanlıklarla başımı iki elimin arasına alıp el
aman el aman diye sallayamayışımdan,
Ateşi sönmüş ocağımı öylece bırakıp bir himmet ve
gayretle harlayamayışımdan dolayı hayat
ve hakikat heybemi doldurduğum hatalarımdan geç…
İflah olmaz yaralar belere düçar oldum,
Sari hastalıklar her yerimi sardı,
Takatim kesildi,
Umudum iyimserliğini kaybetti,
Beklentilerim sarsıldı,
Üzerime dehrin toprakları saçıldı,
Hane-i mahremimin esrarını yitirdi,
Hilkat hazinem yağmalandı,
İflas etti, müflisim, ne avdet edecek havlim ne de rücü edecek yüzüm var.
Bittiğimi, tükendiğimi İtiraf ediyorum..
Gidecek yerim ,çalacak kapım , nefesleneceğim bir pencerem
yok..
Senden başka yardımı yetişecek, düşmüşlüğüme,
düşkünlüğüme şefkat merhemi sürebilecek
kimse yok..
Beni tüm kokuşmuşluğumla kabul edip, kusurlarından geçecek,
sefilliğimi suratına çarpmayacak , bakımımdan , hacetimden kısmayacak kimsem
yok…
Beni mağfiret ile kalmayıp ,seyyiatımı hasenata tebdil
edebilecek senden başka bir ilah yok…
Hoşnutluğun için sana sunabileceğim bir birikimim de yok.
Rızana şefî’
yapabilecek bir işimde..
Hakikatte bana kefil olarak gösterebileceğim tanıdıklarım da yok ..
Hem senden başka kimse de beni sen gibi bilemez
tanımaz..belki tanısa ,tanımak bilmek istemez…
Hani emin belde de sanki mihras suyundan kaleme yürüyen:
Sökmek ne mümkün o ruhu bu sema'ın pervanesinden..
Sen toz olup uçuşumuza, çöp olup savruluşumuza ,kuş olup
ölüşümüze bakma.. İncimizi bu kutlu
bahçede düşürdük...
Elbet ol sultan--ı sübhan bilir cevrimizi...
sözlerini bir lerze ile desem de ;
Altında kaldığım
ağırlığın yükü, bütün neşvemi ezip, boynumu eğiyor.
Çünkü bu vaziyetim yakışıksız , halim akim ve bataklığa
saplı….
Evet, benden rızan için tükenmişliğimin tüm ceplerini , hiçliğimin
sandukasını yokladım….sadece sırrımın
hücresinde elestten kalma bir belâ kor ’una rastladım…
Avuçlarımda tutmakta zorlandığım bu k/öz parçamı şimdi sana
arz ediyorum.
Esirgeyen ve bağışlayan nazarını elan bana çevir..
Hemen ölgünlüğümü dirilt…
Defaten beni güzel
ahlaklarla süsle…
Gediklerimi vakar ve güvenle şu an kapat..
Ve sevdiklerine ve seni sevenlere benden bahset ,
Bizi muhabbet ve aşk havuzunda buluştur,
Onları boyadığın renginle beni de boya,
Bizi birbirimize ünsiyetle, sevgiyle karıştır…
Dilemenle diledim,
İzninle söyledim,
Lutfunla dîl’e geldim…
Beni abd-i acizin
olarak an.. meccanen kulluk
tacımı tak, makbuliyet libasımı giydir ve hakkımda verdiğin emanı bilmesi
gerekenlere bildir…
İş bu devleti bir gedaya ancak bir kerim-i mutlak
verebilir..
Ben o gedayım, sen ol kerim…
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemin…
Mevlid 2025
Ya Rabbi ! Var edilişimi mahiyeten değerli kıldın, hakikaten
de değerli kıl…
Kemalimi bulmakla mükellef olduğun hilkat ve fıtrat
yükümlülüğümü yerine getirebilmem için bana yardım et…
Marifetin için, muhabbetin için, seni bulmak bilmek için; aklıma,
kalbime, ruhuma, vicdanıma, sırrıma derç ettiğin latifelerimi canlandır.
Çünkü bana şah damarımdan yakın olan kurbiyetinden ve ünsiyetinden
mahrum olmak istemem.
Sensiz kalmayı, senden habersiz olmayı, sana rağmen senden
ayrı düşme yoksunluğunun sefaleti içinde ile yaşamayı istemem.
Sen benim her halimi bilip, ilminle kudretinle içimdeyken, sızılar,
hüzünler perdesinin arkasından varlığını sekinet hali ile ihsas ederken,
kalbimin aynasının yalnızlığa duçar kalarak zifiri bir karanlığa mahkûm
olmasını istemem.
Yaratışımın ihtiyaç duyduğu her şey ama her şey senin yanındayken
ve sen onları bana eriştirmek için türlü türlü bahaneler yaratıyorken, ben; yolumu
şaşırmış bir şekilde kendim gibi acizlerden fakirlerden medet ummayı, tabasbusa
girip beklentiler sarmalında boğulmayı istemem.
Sen rahmet, merhamet, nezaket, şefkat ve Muhammed’in ile
(A.S.M) üzerime titreyip, bu ilgi ve özenli keremini bana imanla, hisle ihsas
ederken; meşum bir sebebe, adi bir engele, aldatıcı bir vaade, geçici bir
davete takılıp arkamı dönüp kaybedenlerden olmak istemem.
Hem senin inayetinden cüda olmak , lütfuna ayrı düşmek ,
içimde ve dışımda mutlak varlığının izini görememek cehennemine girmek istemem.
Hem heveslerimin ördüğü ağlara takılmak, zanlarımın kazdığı
kuyulara düşmek, vehimlerim tarafından ele geçirilmek istemem.
Hem Nefsimin oyuncağı olmak , mâlihulyâlara dalıp fısk çöllerinde kaybolmak
istemem.
Hem sesimin duyulmasından hoşlanmayacağın, dualarımdan
istiskal edeceğin, su-i ahlakımdan razı olmayacağın , istidraçla hayatta
tutacağın bir bedbin olmak istemem.
Hem ilimden nasipsiz, idrakten yoksul , iz’andan gafil,
takdirden tazimden, tehlilden cahil olmak istemem.
Ben hep seninle olmayı isterim.
Hep senin istediğin gibi olayım isterim.
Ben senin tarafından bağışlanmış, korunmuş, kabul edilmiş olmak isterim.
Ben senin eşsiz ve benzersizliğinle , eşsiz yarattığın benimle olmanı isterim.
Ben, senin hadis-i kutside buyurduğun; Kulumu bana
yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (aynî veya
kifaye) şeyleri eda etmesidir. Kulum
bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir
sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü
ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu
veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım
bir şeyde, mümin kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüte
düşmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem." Dediğin ………… ve bu dediğini :
"O benim zikrimden başka bir şey işitmez. Kitabımın
tilavetinden başka bir şeyden lezzet
almaz, bana münacaattan başka bir şeyle ünsiyet edip teselli elde
edemez. Benim melekutumun acaiblerinden başka bir şey de tefekkür etmez.
Ellerini ancak benim rızamın bulunduğu şeye atar, ayağı da böyle."
Şeklinde şerh eden ulemanın tevilindeki o bahtiyar kişi olmak isterim.
Bu konuda bana cömertliğinle muamelede bulun ve kolaylıkta,
ferahlıkta, refahlıkla beni bu ihsan-i şahaneye meccanen mazhar eyle…
Benim iliklerime kadar hissettiğim ve takatimin deruhte
etmeye yetmediği hacetlerim senin bir teveccühüne bakar…. Biçareliğime acı,
fakrıma medet … özümü doyur.. beni senin
olmak serveti ile zenginleştir.
Ya Rabbi!
Faydalı ilmimi arttır.
Kulluğumu kabul eyle..ben sadece senin kulunum ve benim
senden başka gidecek çalacak bir kapım
yok…
Beni hizmet-i mahsusana al.. dest-i inayetini say’ime refik
ver..sözlerimi ihlas ile hayatlandır… insanların gönüllerine inebilecek safvet
libasını giydir…
Ya Rabbi!
Mekke’nin esrar-ı maneviyesinin ,pencerelerini, kapılarını,
tavanını bana aç…
Medine’nin hakikat-i Muhammediye hazine-i ruhaniyesinden beni
zinetlendir…
Şu mülk alemin arkasında nurani güzelliğin sofrasından beni
rızıklandır.
………….
ÖZEL DUALAR...
1-
Allah'ım!
"Bismillâhirrahmânirrahîm"in sırları hürmetine, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin zâta ve onun bütün âl ve ashâbına, Senin rahmetine ve onun hürmetine yaraşır şekilde salât ve selâm eyle. Bize de, Senden başka, hiçbir mahlûkunun merhametine ihtiyaç bırakmayacak bir şefkat ve rahmetle merhamet eyle.
Âmin.
“Karanlıklar içinde niyaz etti: ‘Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.’” Enbiyâ Sûresi, 21:87.
Ey Rabbim ! Muhtelif karanlıklar,çeşitli zulmetler içerisinde beni senden başka gören olmadı…
“Rabbine şöyle niyaz etmişti: ‘Bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin.’” Enbiyâ Sûresi, 21:83.
Ey Rabbim! Bütün düşünce ve hislerimi saran illetlerden çıkardığım feryadı senden başka duyan olmadı…
“Eğer senden yüz çevirecek olurlarsa de ki: Allah bana yeter. Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi Odur.” Tevbe Sûresi, 9:129.
Ey Rabbim ! Bütün ayrılıklar ve yalnızlıklar sebepleri olan belaları boynuma takıp giderken yanımda senden başka kalan olmadı…
“Allah bana yeter; O ne güzel vekildir.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:173.
Ey Rabbim ! Tüm karışık ahval ve emvaç dehşeti ile asbab dağdağası içinde sağa sola çarparken,senden başka kimse elimi tutmadı…
“Havl ve kuvvet, ancak herşeyden yüce ve nihayetsiz azamet sahibi olan Allah’a aittir.” ( Buhârî- Müslim )
Ey Rabbim ! Hayatımın başlangıcından bugünüme kadar,Aklım,kalbim,ruhum senden başka hiçbir şeyden medet almadı…
“Herşey helâk olup gidicidir—Ona bakan yüzü müstesnâ. Hüküm sadece Ona aittir; siz de Ona döndürüleceksiniz.” Kasas Sûresi, 28:88.
Bâkî kalan ancak sensin, ey Bâkî. Bâkî kalan ancak sensin, ey Bâkî.
Ey Rabbim ! Senin bekanla kaimdir hayatım ve senin bekanla devam eder…
“[Kur’ân] iman edenler için bir hidayet rehberi ve bir şifadır.” Fussilet Sûresi, 41:44.
Ey Hayy ve Kayyûm olan!
Hayy ve Kayyûm isimlerin hürmetine, bu perişan kalbe bir hayat ver, bu müşevveş akla doğru yolu göster. Âmin.
“Rabbim! Benim gönlüme genişlik ver.”
{Taha /25}
"Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmederse (yani onu dilerse) ona ancak 'ol' der, o da oluverir" (Âl-i İmrân, 47) buyrulur.
“Ey Rabbim! Ben senin bana indireceğin hayra. öylesine muhtacım ki...”
{Kasas / 24}
“En yüce sıfatlar ise, Allah'ındır.” (NAHL/60-)
“Bizden hüznü gideren Allah’a hamdolsun.
Kuşkusuz rabbimiz çok bağışlayan ve şükrün karşılığını verendir”
{Fatır / 34}
Allah’ım Vahidsin birsin,Vâcib-ül Vücudsun mutlaksın,Ezeli ve ebedisin,Hiçbir şeye benzemez ve benzetilemezsin,varlığı hiçbir varlığa ve hiçbir sebep ve şarta bağlı olmayansın,Hayyun la yemutsun ölümle gelen fena ve zevalden münezzeh ve mukaddessin,İlmin sonsuzdur senin..işiten,bilen ve her şeyi görensin..Kudretin sonsuz,merhametin nihayetsizdir..Her şeyi yaratan Ahsenül'-Hâlikîn ve ihtiyaçlarını veren Rahman ve Rahimsin..Bütün güzel isimler senindir..Esma’ül Hüsnanı şefaatçi yapıp niyaz ediyorum ki;
Razı olacağın matlubumu bana musahhar kıl,
İhtiyaçlarımı gider..Çünkü tek tevekkül ettiğim,yardımını istediğim,umduğum ve beklediğim inayet ve keremin sahibi sensin…
Ey Melik ! Mülkündeki bu aciz memlükünün kusurunu affet..senden başka gidecek ve sığınacak yeri olmayan kölene acı…
...Allahım Duamı Kabul Et.. (İbrahim 40)
Amin ..Amin.. Amin…
Allahım,
Risâlet semâsının güneşi, nübüvvet burcunun ayı olan yüce Peygambere (a.s.m.), onun hidâyet yıldızları olan Al ve Ashâbına salât ve selâm eyle. Bize, erkek ve kadın mü'minlere merhamet et.
Amin, âmin, âmin.
Zaaf-ı İman hastalığıma şifa ver..
Muvaffak olamadığım,amel-i salihadaki aczime şifa ver..
Aklımdaki hastalıklarıma şifa ver..
Düşüncelerimdeki hastalıklarıma şifa ver..
Kalbimdeki hastalıklarıma şifa ver..
Duygularımdaki hastalıklarıma şifa ver..
Ruhumdaki hastalıklarıma şifa ver..
Vicdanımdaki hastalıklarıma şifa ver..
Fıtratıma bulaşan hastalıklarıma şifa ver..
Kuvvelerimdeki hastalıklarıma şifa ver..
Hayallerimdeki hastalıklarıma şifa ver..
Vesvese hastalıklarıma şifa ver..
Atalet ve gayretsizlik hastalıklarıma şifa ver..
İrade ve tercih hastalıklarıma şifa ver..
Muvazenesizlik hastalıklarıma şifa ver..
İstikrarsızlık hastalıklarıma şifa ver..
Sabırsızlık,hoş görüsüzlük,tahammülsüzlük hastalıklarıma şifa ver..
Gurur,kibir,kendini beğenmek,riya meyilli hastalıklarıma şifa ver..
Kabalık,sevgisizlik hastalıklarıma şifa ver..
İhlassızlık hastalığıma şifa ver..
Manevi zayıflıklarımdan neşet eden hastalıklarıma şifa ver..
Can kafesimdeki hastalıklara şifa ver..
İhtiyaç dairemi,fakr ve hacet şubelerimi zenginleştir..
Fakirlikten,ehli dünyaya tabasbus hastalığıma şifa ver..
Sebep saplantılı hastalıklarıma şifa ver..
Beklenti hastalıklarıma şifa ver..
Şeytani desiselerden,fitne ve fesat şebekelerinden bulaşmış hastalıklarıma şifa ver..
İlimsizlik,cehalet,bilgisizlik ve şevksizlik hastalığıma şifa ver..
Hislerimdeki hastalıklarıma şifa ver..
Tarafgirlik,taassup,körü körüne yönelme hastalıklarıma şifa ver..
Günahlarımın kanserleştirdiği,hatalarımla müzmin dertlere giriftar latifelerime şifa ver..
Meyillerime şifa ver..
Sözlerime şifa ver..
Özüme şifa ver..
Himmet,hamiyet ve hizmetime şifa ver..
Sensizliğe düşme hastalığıma şifa ver..
Ömrüme,gönlüme şifa ver...
Âmîn..Âmîn..Âmîn...
Allah mü’minler topluluğunun gönüllerini ferahlandırsın, şifâ versin ve kalblerindeki ızdırabı gidersin.” (Tevbe Sûresi, 9/14-15)
“Ey insanlar! İşte size, Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdeki dertlere bir şifa, müminlere doğru yolu gösteren bir hidâyet ve rahmet geldi.” (Yûnus Sûresi, 10/57)
“Biz Kur’ân’ı müminlere şifa ve rahmet olarak indiririz. Ama o, zalimlerin ise sadece ziyanını artırır.” (İsrâ Sûresi, 17/82)
“De ki: Kur’ân, iman edenler için hidayet ve şifadır.” (Fussilet Sûresi, 41/44)
Bu hastaligi gider ey insanlarin Rabbi! Sifâ ver, çünkü sifâ verici sensin. Senin verecegin sifâdan baska sifâ yoktur. Öyle sifâ ver ki hiç bir hastalik birakmasin...
Hz Muhammed A.S.M
Âmîn..Âmîn..Âmin...