Ya Rabbi ! Var edilişimi mahiyeten değerli kıldın, hakikaten
de değerli kıl…
Kemalimi bulmakla mükellef olduğun hilkat ve fıtrat
yükümlülüğümü yerine getirebilmem için bana yardım et…
Marifetin için, muhabbetin için, seni bulmak bilmek için; aklıma,
kalbime, ruhuma, vicdanıma, sırrıma derç ettiğin latifelerimi canlandır.
Çünkü bana şah damarımdan yakın olan kurbiyetinden ve ünsiyetinden
mahrum olmak istemem.
Sensiz kalmayı, senden habersiz olmayı, sana rağmen senden
ayrı düşme yoksunluğunun sefaleti içinde ile yaşamayı istemem.
Sen benim her halimi bilip, ilminle kudretinle içimdeyken, sızılar,
hüzünler perdesinin arkasından varlığını sekinet hali ile ihsas ederken,
kalbimin aynasının yalnızlığa duçar kalarak zifiri bir karanlığa mahkûm
olmasını istemem.
Yaratışımın ihtiyaç duyduğu her şey ama her şey senin yanındayken
ve sen onları bana eriştirmek için türlü türlü bahaneler yaratıyorken, ben; yolumu
şaşırmış bir şekilde kendim gibi acizlerden fakirlerden medet ummayı, tabasbusa
girip beklentiler sarmalında boğulmayı istemem.
Sen rahmet, merhamet, nezaket, şefkat ve Muhammed’in ile
(A.S.M) üzerime titreyip, bu ilgi ve özenli keremini bana imanla, hisle ihsas
ederken; meşum bir sebebe, adi bir engele, aldatıcı bir vaade, geçici bir
davete takılıp arkamı dönüp kaybedenlerden olmak istemem.
Hem senin inayetinden cüda olmak , lütfuna ayrı düşmek ,
içimde ve dışımda mutlak varlığının izini görememek cehennemine girmek istemem.
Hem heveslerimin ördüğü ağlara takılmak, zanlarımın kazdığı
kuyulara düşmek, vehimlerim tarafından ele geçirilmek istemem.
Hem Nefsimin oyuncağı olmak , mâlihulyâlara dalıp fısk çöllerinde kaybolmak
istemem.
Hem sesimin duyulmasından hoşlanmayacağın, dualarımdan
istiskal edeceğin, su-i ahlakımdan razı olmayacağın , istidraçla hayatta
tutacağın bir bedbin olmak istemem.
Hem ilimden nasipsiz, idrakten yoksul , iz’andan gafil,
takdirden tazimden, tehlilden cahil olmak istemem.
Ben hep seninle olmayı isterim.
Hep senin istediğin gibi olayım isterim.
Ben senin tarafından bağışlanmış, korunmuş, kabul edilmiş olmak isterim.
Ben senin eşsiz ve benzersizliğinle , eşsiz yarattığın benimle olmanı isterim.
Ben, senin hadis-i kutside buyurduğun; Kulumu bana
yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (aynî veya
kifaye) şeyleri eda etmesidir. Kulum
bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir
sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü
ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu
veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım
bir şeyde, mümin kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüte
düşmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem." Dediğin ………… ve bu dediğini :
"O benim zikrimden başka bir şey işitmez. Kitabımın
tilavetinden başka bir şeyden lezzet
almaz, bana münacaattan başka bir şeyle ünsiyet edip teselli elde
edemez. Benim melekutumun acaiblerinden başka bir şey de tefekkür etmez.
Ellerini ancak benim rızamın bulunduğu şeye atar, ayağı da böyle."
Şeklinde şerh eden ulemanın tevilindeki o bahtiyar kişi olmak isterim.
Bu konuda bana cömertliğinle muamelede bulun ve kolaylıkta,
ferahlıkta, refahlıkla beni bu ihsan-i şahaneye meccanen mazhar eyle…
Benim iliklerime kadar hissettiğim ve takatimin deruhte
etmeye yetmediği hacetlerim senin bir teveccühüne bakar…. Biçareliğime acı,
fakrıma medet … özümü doyur.. beni senin
olmak serveti ile zenginleştir.
Ya Rabbi!
Faydalı ilmimi arttır.
Kulluğumu kabul eyle..ben sadece senin kulunum ve benim
senden başka gidecek çalacak bir kapım
yok…
Beni hizmet-i mahsusana al.. dest-i inayetini say’ime refik
ver..sözlerimi ihlas ile hayatlandır… insanların gönüllerine inebilecek safvet
libasını giydir…
Ya Rabbi!
Mekke’nin esrar-ı maneviyesinin ,pencerelerini, kapılarını,
tavanını bana aç…
Medine’nin hakikat-i Muhammediye hazine-i ruhaniyesinden beni
zinetlendir…
Şu mülk alemin arkasında nurani güzelliğin sofrasından beni
rızıklandır.
………….
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder