“Bismillâhirrahmânirrahîm”
Allah’ım:
Doğru yolunda yürümeme yardım et.
Girdiğim berzahın perdelerinin beni boğmasına izin verme.
Düşmanlarımın ayaklarımı bağlamasına, dizlerimi kırmasına
,belimi bükmesine karşı beni koru.. zaif
varlığımı, sırtımdaki vedianı , senden başkasına kanaat edemeyen vicdanımı ,
şaşkın aklımı , aynaları kırılmış kalbimi , oradan oraya savrulan hayalimi
dest-i inayetinde tut…
Tutunamayışıma acı,
Kendimi istismara açtığım için bağışla,
İstikrarsızlığımdan dolayı merhamet et,
Nefsimi ve onunla verdiklerini israf ettiğim için bana
kızma,
Kırdığım, döktüğüm, kıymetini bilemediğim, özen
gösteremediğim , yerinde kullanamadığım , iyi bakamadığım, sakınamadığım
,üzerinde titreyemediğim ,üstünü başını kirlettiğim ; istidat , kuvve ve
duygularım için benden vaz geçme…
Hane-i sadrımı yol geçen hanına çevirdiğim, gelen geçenin
çerini çöpünü içinde biriktirdiğim, uful eden ne varsa kenarına köşesine
gizlediğim için beni huzurundan kovma…
Her şeyin güzeline bakamayan gözlerimi,
İdrak ve şuurdan yana körelmiş hislerimi,
Bir türlü terk etmeye cesaret edemediğim alışkanlıklarımı,
Bile bile evvelimi, hazırımı, ahirimi ateşe sürmelerimi,
Ulvi hüzünden ,Rabbani sevmekten, sılaya hasretten , muhibi özlemekten
doğan sızlanmalardan gönlümü mahrum edişimi,
Temiz, saf, pak, duru mana pınarlarının serinlik ve sekinetinden ruhumu uzak
tutuşumu,
Özel anlarda seninle buluşmaya gelmeyişimi,
Yalvarıp yakarmayışımı,
Alnımı sana yaklaştırıp inlemeyişimi,
Sesli- sessiz, aşikar - mahvi ,hafi ve cehri senden söz eden
,seni anan, seni yaşayıp seni söyleyen ,senin için arz ve semayı velveleye
veren sadaları ,nağmeleri, cezbeleri işitmeyişimi, hallenip de titremeyişlerimi,
huzu ve huşudan ihtiyaç ve iştiyakımı çekişimi
affet…
Sevdiklerinin ayak izlerini takip edemeyişimden,
Bir zem zem kuyusu başına varıp da kana kana hararetimi
gideremeyişimden,
Öğüt kuşlarının secalarını dileyemeyişimden,
Emin bir hilkat ağacının nurunda gölgelenemeyişimden,
Ahbablar, dostlar, yarenler, sıddıklar, salihler sofrasından
bir lokma alamayışımdan,
Bana ne oluyor diye taliimden soramayışımdan,
Keder ve pişmanlıklarla başımı iki elimin arasına alıp el
aman el aman diye sallayamayışımdan,
Ateşi sönmüş ocağımı öylece bırakıp bir himmet ve
gayretle harlayamayışımdan dolayı hayat
ve hakikat heybemi doldurduğum hatalarımdan geç…
İflah olmaz yaralar belere düçar oldum,
Sari hastalıklar her yerimi sardı,
Takatim kesildi,
Umudum iyimserliğini kaybetti,
Beklentilerim sarsıldı,
Üzerime dehrin toprakları saçıldı,
Hane-i mahremimin esrarını yitirdi,
Hilkat hazinem yağmalandı,
İflas etti, müflisim, ne avdet edecek havlim ne de rücü edecek yüzüm var.
Bittiğimi, tükendiğimi İtiraf ediyorum..
Gidecek yerim ,çalacak kapım , nefesleneceğim bir pencerem
yok..
Senden başka yardımı yetişecek, düşmüşlüğüme,
düşkünlüğüme şefkat merhemi sürebilecek
kimse yok..
Beni tüm kokuşmuşluğumla kabul edip, kusurlarından geçecek,
sefilliğimi suratına çarpmayacak , bakımımdan , hacetimden kısmayacak kimsem
yok…
Beni mağfiret ile kalmayıp ,seyyiatımı hasenata tebdil
edebilecek senden başka bir ilah yok…
Hoşnutluğun için sana sunabileceğim bir birikimim de yok.
Rızana şefî’
yapabilecek bir işimde..
Hakikatte bana kefil olarak gösterebileceğim tanıdıklarım da yok ..
Hem senden başka kimse de beni sen gibi bilemez
tanımaz..belki tanısa ,tanımak bilmek istemez…
Hani emin belde de sanki mihras suyundan kaleme yürüyen:
Sökmek ne mümkün o ruhu bu sema'ın pervanesinden..
Sen toz olup uçuşumuza, çöp olup savruluşumuza ,kuş olup
ölüşümüze bakma.. İncimizi bu kutlu
bahçede düşürdük...
Elbet ol sultan--ı sübhan bilir cevrimizi...
sözlerini bir lerze ile desem de ;
Altında kaldığım
ağırlığın yükü, bütün neşvemi ezip, boynumu eğiyor.
Çünkü bu vaziyetim yakışıksız , halim akim ve bataklığa
saplı….
Evet, benden rızan için tükenmişliğimin tüm ceplerini , hiçliğimin
sandukasını yokladım….sadece sırrımın
hücresinde elestten kalma bir belâ kor ’una rastladım…
Avuçlarımda tutmakta zorlandığım bu k/öz parçamı şimdi sana
arz ediyorum.
Esirgeyen ve bağışlayan nazarını elan bana çevir..
Hemen ölgünlüğümü dirilt…
Defaten beni güzel
ahlaklarla süsle…
Gediklerimi vakar ve güvenle şu an kapat..
Ve sevdiklerine ve seni sevenlere benden bahset ,
Bizi muhabbet ve aşk havuzunda buluştur,
Onları boyadığın renginle beni de boya,
Bizi birbirimize ünsiyetle, sevgiyle karıştır…
Dilemenle diledim,
İzninle söyledim,
Lutfunla dîl’e geldim…
Beni abd-i acizin
olarak an.. meccanen kulluk
tacımı tak, makbuliyet libasımı giydir ve hakkımda verdiğin emanı bilmesi
gerekenlere bildir…
İş bu devleti bir gedaya ancak bir kerim-i mutlak
verebilir..
Ben o gedayım, sen ol kerim…
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemin…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder