Zikir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zikir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bayram

 Ey hiçbir şeyin kendisine bir şey katıp eksiltemediği..

Beni sensizliğin eksikliğinde bırakma…

Her şeyin kızıştığı, hadiselerin çarpıştığı, ezdadın bir birini zorladığı  bu zamanda kalbimi senden uzaklık rüzgarına tutma…

Belki uykunun en derin yerindeyken , belki kanayan yarayı gül goncası zannederken üzerime saçılan ölü toprağını sadrımdan  kaldır.. beni sevdiğin şeylerin yaşanması ve yaşatılması için gayretli kıl… 

Hayat safhalarımın sayfalarını yazarken karşıma çıkan yollardan ihtiyar ve irademle   sülûk ettiğim ve nihayetinde içine girdiğim çıkmaz sokaklardan, idrak, iz’an ve niyetlerime sıçramış, basiretsiz gözümü boyamış  iltibasların bulaşıklığından ruhumu arındır.. aklımı temizle.. sair letafimi tezyin et, sana bakan tüm pencerelerimi parlattır…Zira nefes almakta zorlanıyorum..

Ey güzel olup güzeli seven.. özümü sözümü zevalsiz bir güzelliğin ebediliğine mazhar eyle.. çünkü beşeri kirlerin, şeytani vesveselerin ,nefsani zulmetin ifsadı gönül bahçemi harabezara çevirdi…

Ey sevgili ,ey en sevilen ,ey itminanın seninle kemal bulduğu muhabbet zirvesinin tek sahibi.. Ey aşkının tik taklarıyla vicdanların teskin edildiği, ey yetmiş bin perdeye sarılı Cemal-i Lâyezâl, Cemil-i lemyezel içimin karanlıklarını muhabbetinin nur kandilleri ile aydınlat… Zira gölgelerin asıllarına olan temayülüm kırıldı, hayallerim bozuldu.. rüyalarım kötü adamların eline geçti…

Ey anılmaya, övülmeye, her an zikredilmeye en layık olan, seni gizli ve açıktan yâd edebilmek için dimağımın pasını gider.. zira   dilim tutuldu, lisanım müşevveş oldu…

Ey mevcud-u meçhul.. ey her varlığın hakikatinin kendini aradığı ..elime yakınlığından bir akrebiyet çerağı ver, kurbiyetinle düşkün omuzumu tut beni çöktüğüm yerden kaldır…çünkü ben yalnızca senin verebileceğin  bir izzet ve yakin bir ünsiyete çok ihtiyaç duyuyorum…

Âlim-i Külli Şey..bilmem gereken ne varsa onu bana öğret..beni cehlin zindanında bırakma..zan zincirlerinin prangalarına mahkum etme..hakkın illetine erdir..insaniyetimi mahiyetine derç ettiğin tekâmüle ulaştır..sana vasıl olacak yolumu aç… Düğümlerimi çöz…vuslata erdir…çünkü ben o zaman çok sevinirim…

Ey kendine sığınanları koruyanların en hayırlısı ve kendisini vekil edenlerin en güveniliri:  beni ; kıskançlığın, hasedin, garazın, nefretin, rekabetin, düşmanlığın, alaşağı etme düşünce ve planın, kem gözlerle kuşatılmanın fenalığından  muhafaza eyle…..adımlarımın bağlanması, say ve şevkimin  kırılması, neşemin kaybedilmesi için uğraşan görünen görünmeyen tüm şerirlerin  şerrinden koru…

Ey kalpleri süsleyen, Ey kalplerin tabibi , Ey kalplerin dostu.. kendim için istediklerimi kalbimde olanlar içinde ver.. dileklerimi onlar içinde kabul et…Benim sevdiklerimin bu çöllerde kaybolmasına, bu ahir zaman vahalarında ahlar ve vahlar içine def-i ve ani, karanlık ve zulmani, sefih ve deni şeylerin tozuna  toprağına karışıp ziyan olmasına izin verme….

Ey gani ve kavi olan…aczimin başıma bela olmasına , fakrımın nazarımı senden başka bir şeye çevirmesine , seninle var olan istinat ve istimdat kalelerimin sarsılmasına karşı ayaklarımı sabit kadem tut…

Benden vaz geçme..

Hayat ,marifet ve hayret heybemi boş bırakma..

Sana gelmeyi sevdir.. kavuşma arzumu pekiştir , huzurunda huzurun sevincini hissettir……….. Çünkü ben katından gelecek her hayra nihayetsiz muhtacım…


Maruzat

 

“Bismillâhirrahmânirrahîm”

Allah’ım:

Doğru yolunda yürümeme yardım et.

Girdiğim berzahın perdelerinin beni boğmasına izin verme.

Düşmanlarımın ayaklarımı bağlamasına, dizlerimi kırmasına ,belimi bükmesine karşı  beni koru.. zaif varlığımı, sırtımdaki vedianı , senden başkasına kanaat edemeyen vicdanımı , şaşkın aklımı , aynaları kırılmış kalbimi , oradan oraya savrulan hayalimi dest-i inayetinde tut…

Tutunamayışıma acı,

Kendimi istismara açtığım için bağışla,

İstikrarsızlığımdan dolayı merhamet et,

Nefsimi ve onunla verdiklerini israf ettiğim için bana kızma,

Kırdığım, döktüğüm, kıymetini bilemediğim, özen gösteremediğim , yerinde kullanamadığım , iyi bakamadığım, sakınamadığım ,üzerinde titreyemediğim ,üstünü başını kirlettiğim ; istidat , kuvve ve duygularım için benden vaz geçme…

Hane-i sadrımı yol geçen hanına çevirdiğim, gelen geçenin çerini çöpünü içinde biriktirdiğim, uful eden ne varsa kenarına köşesine gizlediğim  için beni huzurundan  kovma…

Her şeyin güzeline bakamayan gözlerimi,

İdrak ve şuurdan yana körelmiş hislerimi,

Bir türlü terk etmeye cesaret edemediğim alışkanlıklarımı,

Bile bile evvelimi, hazırımı, ahirimi ateşe sürmelerimi,

Ulvi hüzünden ,Rabbani sevmekten, sılaya hasretten , muhibi özlemekten doğan sızlanmalardan gönlümü mahrum edişimi,

Temiz, saf, pak, duru mana pınarlarının  serinlik ve sekinetinden ruhumu uzak tutuşumu,

Özel anlarda seninle buluşmaya gelmeyişimi,

Yalvarıp yakarmayışımı,

Alnımı sana yaklaştırıp inlemeyişimi,

Sesli- sessiz, aşikar - mahvi ,hafi ve cehri senden söz eden ,seni anan, seni yaşayıp seni söyleyen ,senin için arz ve semayı velveleye veren sadaları ,nağmeleri, cezbeleri işitmeyişimi, hallenip de titremeyişlerimi, huzu ve huşudan ihtiyaç ve iştiyakımı  çekişimi  affet…

Sevdiklerinin ayak izlerini takip edemeyişimden,

Bir zem zem kuyusu başına varıp da kana kana hararetimi gideremeyişimden,

Öğüt kuşlarının secalarını dileyemeyişimden,

Emin bir hilkat ağacının nurunda gölgelenemeyişimden,

Ahbablar, dostlar, yarenler, sıddıklar, salihler sofrasından bir lokma alamayışımdan,

Bana ne oluyor diye taliimden soramayışımdan,

Keder ve pişmanlıklarla başımı iki elimin arasına alıp el aman el aman diye sallayamayışımdan,

Ateşi sönmüş ocağımı öylece bırakıp bir himmet ve gayretle  harlayamayışımdan dolayı hayat ve hakikat heybemi doldurduğum hatalarımdan geç…

İflah olmaz yaralar belere düçar oldum,

Sari hastalıklar her yerimi sardı,

Takatim kesildi,

Umudum iyimserliğini kaybetti,

Beklentilerim sarsıldı,

Üzerime dehrin toprakları saçıldı,

Hane-i mahremimin esrarını  yitirdi,

Hilkat hazinem yağmalandı,

İflas etti, müflisim, ne avdet edecek havlim ne de  rücü edecek yüzüm var.

Bittiğimi, tükendiğimi İtiraf ediyorum..

Gidecek yerim ,çalacak kapım , nefesleneceğim bir pencerem yok..

Senden başka yardımı yetişecek, düşmüşlüğüme, düşkünlüğüme  şefkat merhemi sürebilecek kimse yok..

Beni tüm kokuşmuşluğumla kabul edip, kusurlarından geçecek, sefilliğimi suratına çarpmayacak , bakımımdan , hacetimden kısmayacak kimsem yok…

Beni mağfiret ile kalmayıp ,seyyiatımı hasenata tebdil edebilecek senden başka bir ilah yok…

Hoşnutluğun için sana sunabileceğim bir birikimim de yok.

Rızana şefî’  yapabilecek bir işimde..

Hakikatte bana kefil olarak gösterebileceğim  tanıdıklarım da yok ..

Hem senden başka kimse de beni sen gibi bilemez tanımaz..belki tanısa ,tanımak bilmek istemez…

Hani emin belde de sanki mihras suyundan kaleme yürüyen:  

Sökmek ne mümkün o ruhu bu sema'ın pervanesinden..

Sen toz olup uçuşumuza, çöp olup savruluşumuza ,kuş olup ölüşümüze bakma.. İncimizi bu kutlu  bahçede düşürdük...

Elbet ol sultan--ı sübhan bilir   cevrimizi...  sözlerini bir lerze ile desem de ;

Altında  kaldığım ağırlığın yükü, bütün neşvemi ezip, boynumu eğiyor.

Çünkü bu vaziyetim yakışıksız , halim akim ve bataklığa saplı….

Evet, benden rızan için  tükenmişliğimin tüm ceplerini , hiçliğimin sandukasını  yokladım….sadece sırrımın hücresinde elestten kalma bir belâ kor ’una rastladım…

Avuçlarımda tutmakta zorlandığım bu k/öz parçamı şimdi sana arz ediyorum.

Esirgeyen ve bağışlayan nazarını elan bana çevir..

Hemen ölgünlüğümü dirilt…

Defaten  beni güzel ahlaklarla süsle…

Gediklerimi vakar ve güvenle şu an kapat..

Ve sevdiklerine ve seni sevenlere  benden bahset ,

Bizi muhabbet ve aşk havuzunda buluştur,

Onları boyadığın renginle beni de boya,

Bizi birbirimize ünsiyetle, sevgiyle  karıştır…

Dilemenle diledim,

İzninle söyledim,

Lutfunla dîl’e geldim…

Beni abd-i acizin  olarak  an.. meccanen kulluk tacımı tak, makbuliyet libasımı giydir ve hakkımda verdiğin emanı bilmesi gerekenlere  bildir…

İş bu devleti bir gedaya ancak bir kerim-i mutlak verebilir..

Ben o gedayım, sen ol kerim…

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemin…

Mevlid 2025

Ya Rabbi ! Var edilişimi mahiyeten değerli kıldın, hakikaten de değerli kıl…

Kemalimi bulmakla mükellef olduğun hilkat ve fıtrat yükümlülüğümü yerine getirebilmem için bana yardım et…

Marifetin için, muhabbetin için, seni bulmak bilmek için; aklıma, kalbime, ruhuma, vicdanıma, sırrıma derç ettiğin latifelerimi canlandır.

Çünkü bana şah damarımdan yakın olan kurbiyetinden ve ünsiyetinden mahrum olmak istemem.

Sensiz kalmayı, senden habersiz olmayı, sana rağmen senden ayrı düşme yoksunluğunun sefaleti içinde ile yaşamayı istemem.

Sen benim her halimi bilip, ilminle kudretinle içimdeyken, sızılar, hüzünler perdesinin arkasından varlığını sekinet hali ile ihsas ederken, kalbimin aynasının yalnızlığa duçar kalarak zifiri bir karanlığa mahkûm olmasını istemem.

Yaratışımın ihtiyaç duyduğu her şey ama her şey senin yanındayken ve sen onları bana eriştirmek için türlü türlü bahaneler yaratıyorken, ben; yolumu şaşırmış bir şekilde kendim gibi acizlerden fakirlerden medet ummayı, tabasbusa girip beklentiler sarmalında boğulmayı istemem.

Sen rahmet, merhamet, nezaket, şefkat ve Muhammed’in ile (A.S.M) üzerime titreyip, bu ilgi ve özenli keremini bana imanla, hisle ihsas ederken; meşum bir sebebe, adi bir engele, aldatıcı bir vaade, geçici bir davete takılıp arkamı dönüp kaybedenlerden olmak istemem.

Hem senin inayetinden cüda olmak , lütfuna ayrı düşmek , içimde ve dışımda mutlak varlığının izini görememek cehennemine girmek istemem.

Hem heveslerimin ördüğü ağlara takılmak, zanlarımın kazdığı kuyulara düşmek, vehimlerim tarafından ele geçirilmek istemem.

Hem Nefsimin oyuncağı olmak  , mâlihulyâlara dalıp fısk çöllerinde kaybolmak istemem.

Hem sesimin duyulmasından hoşlanmayacağın, dualarımdan istiskal edeceğin, su-i ahlakımdan razı olmayacağın , istidraçla hayatta tutacağın bir bedbin olmak istemem.

Hem ilimden nasipsiz, idrakten yoksul , iz’andan gafil, takdirden tazimden, tehlilden cahil olmak istemem.

Ben hep seninle olmayı isterim.

Hep senin istediğin gibi olayım isterim.

Ben senin tarafından bağışlanmış,  korunmuş, kabul edilmiş olmak isterim.

Ben senin eşsiz ve benzersizliğinle  , eşsiz yarattığın benimle  olmanı isterim.

Ben, senin hadis-i kutside buyurduğun; Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (aynî veya kifaye) şeyleri  eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mümin kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüte düşmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem." Dediğin  ………… ve bu dediğini :

"O benim zikrimden başka bir şey işitmez. Kitabımın tilavetinden başka bir şeyden lezzet  almaz, bana münacaattan başka bir şeyle ünsiyet edip teselli elde edemez. Benim melekutumun acaiblerinden başka bir şey de tefekkür etmez. Ellerini ancak benim rızamın bulunduğu şeye atar, ayağı da böyle." Şeklinde şerh eden ulemanın tevilindeki o bahtiyar kişi olmak isterim.

Bu konuda bana cömertliğinle muamelede bulun ve kolaylıkta, ferahlıkta, refahlıkla beni bu ihsan-i şahaneye meccanen mazhar eyle…

Benim iliklerime kadar hissettiğim ve takatimin deruhte etmeye yetmediği hacetlerim senin bir teveccühüne bakar…. Biçareliğime acı, fakrıma medet  … özümü doyur.. beni senin olmak serveti ile zenginleştir.

Ya Rabbi!

Faydalı ilmimi arttır.

Kulluğumu kabul eyle..ben sadece senin kulunum ve benim senden başka gidecek çalacak bir kapım  yok…

Beni hizmet-i mahsusana al.. dest-i inayetini say’ime refik ver..sözlerimi ihlas ile hayatlandır… insanların gönüllerine inebilecek safvet libasını giydir…

Ya Rabbi!

Mekke’nin esrar-ı maneviyesinin ,pencerelerini, kapılarını, tavanını  bana aç…

Medine’nin hakikat-i Muhammediye hazine-i ruhaniyesinden beni zinetlendir…

Şu mülk alemin arkasında nurani güzelliğin sofrasından beni rızıklandır.

………….


ESMA'ÜL HÜSNA DERSİ - ES-SABÛR - EZKÂR No:189



“ Es-Selâmü aleyküm ve rahmetu’l-lâh ”

“ Eûzübillâhimineşşeytânirracîm Bismillâhirrahmânirrahîm “

“ Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerike leh. Lehul mulku ve lehul hamdu yuhyî ve yumît. Vehuve Hayyun lâyemut, biyedihil hayr ve huve alâ kulli şey’in kadîr..”

“ Sübhânellâhi velhamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil-azîm. ”

“Allâhümme sâlli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed. Salâten tuncînâ bihâ min cemîil ahvâli ve'l-âfât. Ve takdîlenâ bihâ cemiâ'l-hâcât. Ve tutahhirunâ bihâ min cemî'ıs-seyyiât. Ve terfeunâ bihâ indeke â’led-deracât. Ve tübelliğunâ bihâ aksa'l-gâyât. Min cemî'il-hayrâti fi'l-hâyâti ve ba’de'l-memât. Âmin yâ mücib'ed-deavât, ve'l-hamdü lillâhi rabb'il-âlemin..”

“ Radîtu billâhi rabben ve bi’l islami dinen ve bimuhammedin sallâllahû aleyhi ve selleme nebiyyen..”

“ Ya Mukallibel kulub..Sebbit kalbi ala dinik..”

“ 3 İhlas 1 Fâtiha Okuyoruz Ve Peygamber Efendimiz A.S.M’ın.. Tüm Peygamberlerin.. Ehl-i Beyt-i Nebevî ve Ezvac-ı Tahirat’ın.. Çâr-ı Yâr-ı Güzîn’in Ve Sair Sahabe-i Kiramın.. Hassaten Bedir Ashabı, Uhud Ashabı, Suffa Ashabı, Rıdvan Ashabı (Radıyallahu Anhüm), Üstadımız Bediüzzaman R.A.. Gavs-ı Âzam Abdülkâdir Geylânî K.S. Hazretlerinin Ve ila cem’i ervahi-l evliya, ves-Sıddikin, veş-Şüheda, ves-Salihin, vel-Arifin, vel-Aşikin.. Bütün Kur’an ve Nur Talebeleri’nin Ruhlarına Hediye Ediyoruz…

 ……………………

“ Ayet-el Kürsi..”

“ Amenerrasulü..”

“ İhlâs Sûresi..”  ( 3 defa )

“ Felâk Sûresi..” ( 3 defa )

“ Nâs Sûresi.. ”  ( 3 defa )

“ Bismillâhillezî lâ yedurru me’asmihî şey’ün fil-ardi ve lâ fis-semâ’i ve hüves-semî-ul-alim…(3 Defa) “

“ Hasbiyallâhü lâ ilahe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül arş-il-aziym… “ ( 3 Defa )

………………….

“ BU GECE SAAT 22.30 İLE 23.30 ARASI ESMA’ÜL HÜSNA DERSİ VE EZKARIMIZ “

DERSİMİZ:

DEĞERLİ KARDEŞLERİMİZ BU GECE  189'NCUSUNU HAZIRLADIĞIMIZ EZKARIMIZLA  99 İSM-İ İLAHİYEYİ KARINCA KADERİNCE İŞLEMİŞ OLDUK.RABBİMİZ KABUL ETSİN AHLAK-I İLAHİYESİNDEN İSTİFADEMİZİ LUTFETSİN..ÂMÎN

99: ES-SABÛR

ANLAMI: Çok sabırlı olan, günahkâr, kusurlu kullarını cezalandırmakta acele etmeyen, muktedir olduğu halde azabı tehir edip fırsat verendir…

“Eğer Allah (c.c) zulümleri sebebiyle insanları hemen cezalandıracak olsaydı yeryüzünde canlılardan hiçbir şey bırakmazdı, ancak onları belirli bir süreye kadar ertelemektedir.” (Nahl /61)


BU İSİM İLE GENEL ANLAMDAKİ BAĞIMIZ:

Bu isimle ne kadar çok muhatap olduğumuzu düşünebilsek ve muhtemelen ne kadar bu ismin tecellisine muhtaç olduğumuzu anlayabilsek, muhtemelen şükründen acizliğimizi ilan ederiz.

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.

1- Asra yemin olsun ki,

2- İnsan mutlaka ziyandadır.

3- Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır….Asr Suresi

BU İSMİN HAKİKATİNE DAİR;

“İşittiği ezaya Allah’tan (c.c) daha sabırlı hiç kimse yoktur. Çünkü ona çocuk isnad ederler O ise onlara afiyet ve rızık vermeye devam eder.” Hz. Muhammed A.S.M

“Ey Muhammed (s.a.v), sakın Allah’ı (c.c) zulmedenlerin yaptıklarından habersiz sanma, onları yalnızca gözlerin dehşetle belireceği bir güne ertelemektedir.” (İbrahim /42)

O Kullarını hemen cezalandırmaz. Onlara iyilik ve dönüş için zaman verir. Mutlak hayrı gözetir. İmtihan olan kullarına sabrı öğretir.

"Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin. Şüphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdir." (Bakara sûresi / 153)

"And olsun ki sizi, biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri." (Bakara sûresi / 155)

"Ey iman edenler! Sabredin, düşmanlarınıza karşı sebat gösterin, nöbet bekleşin, Allah'tan gereğince korkun ki, kurtuluşa eresiniz." (Âl-i İmrân sûresi / 200)

BU ESMA-İ İLAHİYEDEN İYİ HUYLAR, ULVİ HİSLER, DOĞRU FİKİR VE GÜZEL DÜŞÜNCELER İLE YÜKSEK AHLÂK EDİNME;

“Ben kederimi, hüznümü yalnızca Allah’a (c.c) şikayet ediyorum.” (Yusuf /86) dedi. 

“Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: «Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?» dedi. Çocuk da: «Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın» dedi.” (Saffat/102)

(Ey Habîbim!) Eyyûb’ü de (an)! Hani Rabbine: 'Zarar gerçekten bana dokundu; sen merhametlilerin en merhametlisisin' diye nidâ etmişti. (Enbiya/83)

Evet,

“Sen üç sabır ile mükellefsin. Birisi: taat üstünde sabırdır. Birisi: masiyetten sabırdır. Diğeri: musibete karşı sabırdır.”(Sözler)

Rabbimiz bu üç sabra cümlemizi muvaffak kılsın..

"... Öyle de bir insan hiçlikten vücuda gelip, taş olmayarak, ağaç olmayıp, hayvan kalmayarak, insan olup, Müslüman olarak, çok zaman sıhhat ve âfiyet görüp yüksek bir derece-i nimet kazandığı halde, bazı arızalarla, sıhhat ve âfiyet gibi bazı nimetlere lâyık olmadığı veya sû-i ihtiyarıyla veya sû-i istimaliyle elinden kaçırdığı veyahut eli yetişmediği için şekvâ etmek, sabırsızlık göstermek, 'Aman, ne yaptım böyle başıma geldi?' diye rububiyet-i İlâhiyeyi tenkit etmek gibi bir hâlet, maddî hastalıktan daha musibetli, mânevî bir hastalıktır. Kırılmış elle döğüşmek gibi, şikâyetiyle hastalığını ziyadeleştirir."……..Lem’alar

EZKÂRIMIZ:

“ Bismillâhirrahmânirrahim..”

“ Allâhümme einnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni İbâdetik ”

“ Allahumme ecirnâ mine’n-nâr..” ( 7 defa hafif sesli )

“ Estağfirullah ” (100 defa )

“ Bismillâhirrahmânirrahîm “

“ Allâhu lâ ilâhe illâ huve, lehul esmâul husnâ… “

“ YÂ SABUR “ ( 100 defa hafif sesli)

….

Estağfirullah El Azim

Min Külli Zenbin Ya Rahim

Âleyke Salâtullah Yâ Ekreme Halkıllah

Âleyke Selâmullah Biadedi İlmüllah

Hasbi Rabbi Cellellah

Ma Fî Kalbi Gayrullah

Nuri Muhammed Sallallah

Lâ İlâhe İllallâh

Muhammedurresulullâh…………..


" Allâhümme salli alâ Muhammedin ve enzilhül münzelel mukarrebe indeke yevmel kiyâmeti " … ( 10 defa)

El Fâtiha  / Allah Kabul Etsin






.

ESMA'ÜL HÜSNA DERSİ - ER REŞİD - EZKÂR No:188


“ Es-Selâmü aleyküm ve rahmetu’l-lâh ”

“ Eûzübillâhimineşşeytânirracîm Bismillâhirrahmânirrahîm “

“ Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerike leh. Lehul mulku ve lehul hamdu yuhyî ve yumît. Vehuve Hayyun lâyemut, biyedihil hayr ve huve alâ kulli şey’in kadîr..”

“ Sübhânellâhi velhamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil-azîm. ”

“Allâhümme sâlli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed. Salâten tuncînâ bihâ min cemîil ahvâli ve'l-âfât. Ve takdîlenâ bihâ cemiâ'l-hâcât. Ve tutahhirunâ bihâ min cemî'ıs-seyyiât. Ve terfeunâ bihâ indeke â’led-deracât. Ve tübelliğunâ bihâ aksa'l-gâyât. Min cemî'il-hayrâti fi'l-hâyâti ve ba’de'l-memât. Âmin yâ mücib'ed-deavât, ve'l-hamdü lillâhi rabb'il-âlemin..”

“ Radîtu billâhi rabben ve bi’l islami dinen ve bimuhammedin sallâllahû aleyhi ve selleme nebiyyen..”

“ Ya Mukallibel kulub..Sebbit kalbi ala dinik..”

“ 3 İhlas 1 Fâtiha Okuyoruz Ve Peygamber Efendimiz A.S.M’ın.. Tüm Peygamberlerin.. Ehl-i Beyt-i Nebevî ve Ezvac-ı Tahirat’ın.. Çâr-ı Yâr-ı Güzîn’in Ve Sair Sahabe-i Kiramın.. Hassaten Bedir Ashabı, Uhud Ashabı, Suffa Ashabı, Rıdvan Ashabı (Radıyallahu Anhüm), Üstadımız Bediüzzaman R.A.. Gavs-ı Âzam Abdülkâdir Geylânî K.S. Hazretlerinin Ve ila cem’i ervahi-l evliya, ves-Sıddikin, veş-Şüheda, ves-Salihin, vel-Arifin, vel-Aşikin.. Bütün Kur’an ve Nur Talebeleri’nin Ruhlarına Hediye Ediyoruz…

 ……………………

“ Ayet-el Kürsi..”

“ Amenerrasulü..”

“ İhlâs Sûresi..”  ( 3 defa )

“ Felâk Sûresi..” ( 3 defa )

“ Nâs Sûresi.. ”  ( 3 defa )

“ Bismillâhillezî lâ yedurru me’asmihî şey’ün fil-ardi ve lâ fis-semâ’i ve hüves-semî-ul-alim…(3 Defa) “

“ Hasbiyallâhü lâ ilahe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül arş-il-aziym… “ ( 3 Defa )

………………….

“ BU GECE SAAT 22.30 İLE 23.30 ARASI ESMA’ÜL HÜSNA DERSİ VE EZKARIMIZ “

DERSİMİZ:

98: ER-REŞÎD

ANLAMI: Var ettiklerini, halk ediş gayesi istikametindeki sonuca ulaştıran, işlerinde kimseye hiçbir şekilde ihtiyacı olmayan, ilmi ve kudreti herşeyi yeten, inayetiyle ibadına doğru yolu gösteren, hayra sevk eden, kullarını irşad edendir…

"...Allah kime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır; kimi de hidayetten mahrum ederse, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın." (Kehf sûresi / 17)

BU İSİM İLE GENEL ANLAMDAKİ BAĞIMIZ:

İnsan kendi hayatına baksa bu ismin tecellisine ne kadar çok mahzar olduğunu müşahede eder. Geçmişte böyle olduğu gibi gelecekte de bu ismin inayetli tecellisine ne kadar muhtaç olduğunu idrak eder.

BU İSMİN HAKİKATİNE DAİR;

Allah tüm yarattıklarını gayeyi hilkatine doğru sevk edip ulaştırandır.

Tüm yaratma mertebelerinde onun uğradığı menzillerde ona refakat eden odur.

Manevi ve uhrevi hayatının ihtiyaçlarına onu sevk eden inayetin sahibi odur. Yolunu aydınlatan, aklını tenvir edip, onu irşad eden, rüşte erdiren O’dur.

“Biz insana ana ve babasına iyilik yapmayı tavsiye ettik. Anası onu zahmetle karnında taşıdı ve zahmetle doğurdu. Onun ana karnında taşınması ile sütten kesilme süresi otuz aydır. Nihayet insan olgunluk çağına ulaşıp, kırk yaşına geldiğinde der ki: «Ey Rabbim! Bana ve ana babama ihsan ettiğin nimetlerine şükretmemi ve senin hoşnut olacağın salih amel işlememi ilham et. Benim neslimden gelenleri de salih kimseler kıl. Doğrusu ben tevbe edip sana yöneldim. Ve ben gerçekten müslümanlardanım.” (Ahkâf sûresi / 15)

“And olsun ki biz daha önce İbrahim'e de rüşdünü vermiştik (akla uygun olanı göstermiştik). Biz onu biliyorduk…” Enbiya/51

BU ESMA-İ İLAHİYEDEN İYİ HUYLAR, ULVİ HİSLER, DOĞRU FİKİR VE GÜZEL DÜŞÜNCELER İLE YÜKSEK AHLÂK EDİNME;

İnsan üzerindeki ihsanı idrak etmeli ve şükründe bulunmalıdır. Ve bu nimetlere erdiren sahibinin ihsan ettiği Rüşde uygun davranmalı, tadat etmelidir…

….Hayvanat içinde beni dahi menşeim olan bir katre sudan yaratan yaratmış, mucizâne yapmış, kulağımı açıp gözümü takmış, kafama öyle bir dimağ, sineme öyle bir kalp, ağzıma öyle bir dil koymuş ki, o dimağ ve kalp ve dilde rahmetin umum hazinelerinde iddihar edilen bütün Rahmânî hediyeleri, atiyeleri tartacak, bilecek yüzer mizancıkları, ölçücükleri ve Esmâ-i Hüsnânın nihayetsiz cilvelerinin definelerini açacak, anlayacak binler âletleri yaratmış, yapmış, yazmış; kokuların, tatların, renklerin adedince târifeleri o âletlere yardımcı vermiş.

Hem kemâl-i intizamla bu kadar hassas duyguları ve hissiyatları ve gayet muntazam bu mânevî lâtifeleri ve Bâtınî hâsseleri bu cismimde derc etmekle beraber, gayet sanatlı bu cihazatı ve cevârihi ve hayat-ı insaniyece gayet lüzumlu ve mükemmel bu kadar âzâ ve âletleri bu vücudumda kemâl-i hikmetle yaratmış. Tâ ki, nimetlerinin bütün nevilerini ve umum çeşitlerini bana tattırsın ve ihsas etsin ve hadsiz tecelliyat-ı esmâsının ayrı ayrı zuhurlarını o duygular ve hissiyatla ve hassasiyetle bana bildirsin, zevk ettirsin ve bu ehemmiyetsiz görünen hakir ve fakir vücûdumu, her müminin vücudu gibi kâinata bir güzel takvim ve rûznâme ve âlem-i ekbere muhtasar bir nüsha-i enver ve şu dünyaya bir misal-i musağğar ve masnuatına bir mucize-i azhar ve nimetlerinin her nevine talip bir müşteri ve medar ve rububiyetinin kanunlarına ve icraat tellerine santral gibi bir mazhar ve hikmet ve rahmet atiyelerine ve çiçeklerine numune bahçesi gibi bir liste, bir fihriste ve hitabât-ı Sübhâniyesine anlayışlı bir muhatap yaratmış olmakla beraber, en büyük bir nimet olan vücudu, bu vücudumda büyütmek ve çoğaltmak için hayatı verdi. Ve o hayatla o nimet-i vücudum âlem-i şehadet kadar inbisat edebiliyor.

Hem insaniyeti verdi. O insaniyetle o nimet-i vücud mânevî ve maddî âlemlerde inkişaf ederek insana mahsus duygularla o geniş sofralardan istifade yolunu açtı.

Hem İslâmiyeti bana ihsan etti. O İslâmiyetle o nimet-i vücud âlem-i gayb ve şehadet kadar genişlendi.

Hem iman-ı tahkikîyi in’am etti. O imanla o nimet-i vücud, dünya ve âhireti içine aldı.

Hem o imanda mârifet ve muhabbetini verdi. Ve mârifet ve muhabbetle o nimet-i vücud içinde daire-i mümkinattan âlem-i vücuba ve daire-i esmâ-i İlâhiyeye kadar hamd-ü senâ ile istifade için ellerini uzatabilir bir mertebe ihsan etti.

Hem hususî olarak bir ilm-i Kur’anî ve hikmet-i imaniye verdi. Ve o ihsanıyla çok mahlûkat üstüne bir tefevvuk verdi…………..Üçüncü Mertebe-i Nuriyeyi Hasbiye

EZKÂRIMIZ:

“ Bismillâhirrahmânirrahim..”

“ Allâhümme einnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni İbâdetik ”

“ Allahumme ecirnâ mine’n-nâr..” ( 7 defa hafif sesli )

“ Estağfirullah ” (100 defa )

“ Bismillâhirrahmânirrahîm “

“ Allâhu lâ ilâhe illâ huve, lehul esmâul husnâ… “

“ YÂ REŞİD “ ( 100 defa hafif sesli)

….

" Allahümme salli ala Muhammedin ve ala âli Muhammedin hatta yebka minessalati şey'ün, verham Muhammeden ve ala ali Muhammedin hatta la yebka minerrahmeti şey’ün ve barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammedin hatta la yebka minel bereketi şey’ün ve sellim ala Muhammedin ve ala ali Muhammedin hatta la yebka minesselami şey'ün. " …



El Fâtiha  / Allah Kabul Etsin


.