Bayram

 Ey hiçbir şeyin kendisine bir şey katıp eksiltemediği..

Beni sensizliğin eksikliğinde bırakma…

Her şeyin kızıştığı, hadiselerin çarpıştığı, ezdadın bir birini zorladığı  bu zamanda kalbimi senden uzaklık rüzgarına tutma…

Belki uykunun en derin yerindeyken , belki kanayan yarayı gül goncası zannederken üzerime saçılan ölü toprağını sadrımdan  kaldır.. beni sevdiğin şeylerin yaşanması ve yaşatılması için gayretli kıl… 

Hayat safhalarımın sayfalarını yazarken karşıma çıkan yollardan ihtiyar ve irademle   sülûk ettiğim ve nihayetinde içine girdiğim çıkmaz sokaklardan, idrak, iz’an ve niyetlerime sıçramış, basiretsiz gözümü boyamış  iltibasların bulaşıklığından ruhumu arındır.. aklımı temizle.. sair letafimi tezyin et, sana bakan tüm pencerelerimi parlattır…Zira nefes almakta zorlanıyorum..

Ey güzel olup güzeli seven.. özümü sözümü zevalsiz bir güzelliğin ebediliğine mazhar eyle.. çünkü beşeri kirlerin, şeytani vesveselerin ,nefsani zulmetin ifsadı gönül bahçemi harabezara çevirdi…

Ey sevgili ,ey en sevilen ,ey itminanın seninle kemal bulduğu muhabbet zirvesinin tek sahibi.. Ey aşkının tik taklarıyla vicdanların teskin edildiği, ey yetmiş bin perdeye sarılı Cemal-i Lâyezâl, Cemil-i lemyezel içimin karanlıklarını muhabbetinin nur kandilleri ile aydınlat… Zira gölgelerin asıllarına olan temayülüm kırıldı, hayallerim bozuldu.. rüyalarım kötü adamların eline geçti…

Ey anılmaya, övülmeye, her an zikredilmeye en layık olan, seni gizli ve açıktan yâd edebilmek için dimağımın pasını gider.. zira   dilim tutuldu, lisanım müşevveş oldu…

Ey mevcud-u meçhul.. ey her varlığın hakikatinin kendini aradığı ..elime yakınlığından bir akrebiyet çerağı ver, kurbiyetinle düşkün omuzumu tut beni çöktüğüm yerden kaldır…çünkü ben yalnızca senin verebileceğin  bir izzet ve yakin bir ünsiyete çok ihtiyaç duyuyorum…

Âlim-i Külli Şey..bilmem gereken ne varsa onu bana öğret..beni cehlin zindanında bırakma..zan zincirlerinin prangalarına mahkum etme..hakkın illetine erdir..insaniyetimi mahiyetine derç ettiğin tekâmüle ulaştır..sana vasıl olacak yolumu aç… Düğümlerimi çöz…vuslata erdir…çünkü ben o zaman çok sevinirim…

Ey kendine sığınanları koruyanların en hayırlısı ve kendisini vekil edenlerin en güveniliri:  beni ; kıskançlığın, hasedin, garazın, nefretin, rekabetin, düşmanlığın, alaşağı etme düşünce ve planın, kem gözlerle kuşatılmanın fenalığından  muhafaza eyle…..adımlarımın bağlanması, say ve şevkimin  kırılması, neşemin kaybedilmesi için uğraşan görünen görünmeyen tüm şerirlerin  şerrinden koru…

Ey kalpleri süsleyen, Ey kalplerin tabibi , Ey kalplerin dostu.. kendim için istediklerimi kalbimde olanlar içinde ver.. dileklerimi onlar içinde kabul et…Benim sevdiklerimin bu çöllerde kaybolmasına, bu ahir zaman vahalarında ahlar ve vahlar içine def-i ve ani, karanlık ve zulmani, sefih ve deni şeylerin tozuna  toprağına karışıp ziyan olmasına izin verme….

Ey gani ve kavi olan…aczimin başıma bela olmasına , fakrımın nazarımı senden başka bir şeye çevirmesine , seninle var olan istinat ve istimdat kalelerimin sarsılmasına karşı ayaklarımı sabit kadem tut…

Benden vaz geçme..

Hayat ,marifet ve hayret heybemi boş bırakma..

Sana gelmeyi sevdir.. kavuşma arzumu pekiştir , huzurunda huzurun sevincini hissettir……….. Çünkü ben katından gelecek her hayra nihayetsiz muhtacım…


Maruzat

 

“Bismillâhirrahmânirrahîm”

Allah’ım:

Doğru yolunda yürümeme yardım et.

Girdiğim berzahın perdelerinin beni boğmasına izin verme.

Düşmanlarımın ayaklarımı bağlamasına, dizlerimi kırmasına ,belimi bükmesine karşı  beni koru.. zaif varlığımı, sırtımdaki vedianı , senden başkasına kanaat edemeyen vicdanımı , şaşkın aklımı , aynaları kırılmış kalbimi , oradan oraya savrulan hayalimi dest-i inayetinde tut…

Tutunamayışıma acı,

Kendimi istismara açtığım için bağışla,

İstikrarsızlığımdan dolayı merhamet et,

Nefsimi ve onunla verdiklerini israf ettiğim için bana kızma,

Kırdığım, döktüğüm, kıymetini bilemediğim, özen gösteremediğim , yerinde kullanamadığım , iyi bakamadığım, sakınamadığım ,üzerinde titreyemediğim ,üstünü başını kirlettiğim ; istidat , kuvve ve duygularım için benden vaz geçme…

Hane-i sadrımı yol geçen hanına çevirdiğim, gelen geçenin çerini çöpünü içinde biriktirdiğim, uful eden ne varsa kenarına köşesine gizlediğim  için beni huzurundan  kovma…

Her şeyin güzeline bakamayan gözlerimi,

İdrak ve şuurdan yana körelmiş hislerimi,

Bir türlü terk etmeye cesaret edemediğim alışkanlıklarımı,

Bile bile evvelimi, hazırımı, ahirimi ateşe sürmelerimi,

Ulvi hüzünden ,Rabbani sevmekten, sılaya hasretten , muhibi özlemekten doğan sızlanmalardan gönlümü mahrum edişimi,

Temiz, saf, pak, duru mana pınarlarının  serinlik ve sekinetinden ruhumu uzak tutuşumu,

Özel anlarda seninle buluşmaya gelmeyişimi,

Yalvarıp yakarmayışımı,

Alnımı sana yaklaştırıp inlemeyişimi,

Sesli- sessiz, aşikar - mahvi ,hafi ve cehri senden söz eden ,seni anan, seni yaşayıp seni söyleyen ,senin için arz ve semayı velveleye veren sadaları ,nağmeleri, cezbeleri işitmeyişimi, hallenip de titremeyişlerimi, huzu ve huşudan ihtiyaç ve iştiyakımı  çekişimi  affet…

Sevdiklerinin ayak izlerini takip edemeyişimden,

Bir zem zem kuyusu başına varıp da kana kana hararetimi gideremeyişimden,

Öğüt kuşlarının secalarını dileyemeyişimden,

Emin bir hilkat ağacının nurunda gölgelenemeyişimden,

Ahbablar, dostlar, yarenler, sıddıklar, salihler sofrasından bir lokma alamayışımdan,

Bana ne oluyor diye taliimden soramayışımdan,

Keder ve pişmanlıklarla başımı iki elimin arasına alıp el aman el aman diye sallayamayışımdan,

Ateşi sönmüş ocağımı öylece bırakıp bir himmet ve gayretle  harlayamayışımdan dolayı hayat ve hakikat heybemi doldurduğum hatalarımdan geç…

İflah olmaz yaralar belere düçar oldum,

Sari hastalıklar her yerimi sardı,

Takatim kesildi,

Umudum iyimserliğini kaybetti,

Beklentilerim sarsıldı,

Üzerime dehrin toprakları saçıldı,

Hane-i mahremimin esrarını  yitirdi,

Hilkat hazinem yağmalandı,

İflas etti, müflisim, ne avdet edecek havlim ne de  rücü edecek yüzüm var.

Bittiğimi, tükendiğimi İtiraf ediyorum..

Gidecek yerim ,çalacak kapım , nefesleneceğim bir pencerem yok..

Senden başka yardımı yetişecek, düşmüşlüğüme, düşkünlüğüme  şefkat merhemi sürebilecek kimse yok..

Beni tüm kokuşmuşluğumla kabul edip, kusurlarından geçecek, sefilliğimi suratına çarpmayacak , bakımımdan , hacetimden kısmayacak kimsem yok…

Beni mağfiret ile kalmayıp ,seyyiatımı hasenata tebdil edebilecek senden başka bir ilah yok…

Hoşnutluğun için sana sunabileceğim bir birikimim de yok.

Rızana şefî’  yapabilecek bir işimde..

Hakikatte bana kefil olarak gösterebileceğim  tanıdıklarım da yok ..

Hem senden başka kimse de beni sen gibi bilemez tanımaz..belki tanısa ,tanımak bilmek istemez…

Hani emin belde de sanki mihras suyundan kaleme yürüyen:  

Sökmek ne mümkün o ruhu bu sema'ın pervanesinden..

Sen toz olup uçuşumuza, çöp olup savruluşumuza ,kuş olup ölüşümüze bakma.. İncimizi bu kutlu  bahçede düşürdük...

Elbet ol sultan--ı sübhan bilir   cevrimizi...  sözlerini bir lerze ile desem de ;

Altında  kaldığım ağırlığın yükü, bütün neşvemi ezip, boynumu eğiyor.

Çünkü bu vaziyetim yakışıksız , halim akim ve bataklığa saplı….

Evet, benden rızan için  tükenmişliğimin tüm ceplerini , hiçliğimin sandukasını  yokladım….sadece sırrımın hücresinde elestten kalma bir belâ kor ’una rastladım…

Avuçlarımda tutmakta zorlandığım bu k/öz parçamı şimdi sana arz ediyorum.

Esirgeyen ve bağışlayan nazarını elan bana çevir..

Hemen ölgünlüğümü dirilt…

Defaten  beni güzel ahlaklarla süsle…

Gediklerimi vakar ve güvenle şu an kapat..

Ve sevdiklerine ve seni sevenlere  benden bahset ,

Bizi muhabbet ve aşk havuzunda buluştur,

Onları boyadığın renginle beni de boya,

Bizi birbirimize ünsiyetle, sevgiyle  karıştır…

Dilemenle diledim,

İzninle söyledim,

Lutfunla dîl’e geldim…

Beni abd-i acizin  olarak  an.. meccanen kulluk tacımı tak, makbuliyet libasımı giydir ve hakkımda verdiğin emanı bilmesi gerekenlere  bildir…

İş bu devleti bir gedaya ancak bir kerim-i mutlak verebilir..

Ben o gedayım, sen ol kerim…

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemin…

Mevlid 2025

Ya Rabbi ! Var edilişimi mahiyeten değerli kıldın, hakikaten de değerli kıl…

Kemalimi bulmakla mükellef olduğun hilkat ve fıtrat yükümlülüğümü yerine getirebilmem için bana yardım et…

Marifetin için, muhabbetin için, seni bulmak bilmek için; aklıma, kalbime, ruhuma, vicdanıma, sırrıma derç ettiğin latifelerimi canlandır.

Çünkü bana şah damarımdan yakın olan kurbiyetinden ve ünsiyetinden mahrum olmak istemem.

Sensiz kalmayı, senden habersiz olmayı, sana rağmen senden ayrı düşme yoksunluğunun sefaleti içinde ile yaşamayı istemem.

Sen benim her halimi bilip, ilminle kudretinle içimdeyken, sızılar, hüzünler perdesinin arkasından varlığını sekinet hali ile ihsas ederken, kalbimin aynasının yalnızlığa duçar kalarak zifiri bir karanlığa mahkûm olmasını istemem.

Yaratışımın ihtiyaç duyduğu her şey ama her şey senin yanındayken ve sen onları bana eriştirmek için türlü türlü bahaneler yaratıyorken, ben; yolumu şaşırmış bir şekilde kendim gibi acizlerden fakirlerden medet ummayı, tabasbusa girip beklentiler sarmalında boğulmayı istemem.

Sen rahmet, merhamet, nezaket, şefkat ve Muhammed’in ile (A.S.M) üzerime titreyip, bu ilgi ve özenli keremini bana imanla, hisle ihsas ederken; meşum bir sebebe, adi bir engele, aldatıcı bir vaade, geçici bir davete takılıp arkamı dönüp kaybedenlerden olmak istemem.

Hem senin inayetinden cüda olmak , lütfuna ayrı düşmek , içimde ve dışımda mutlak varlığının izini görememek cehennemine girmek istemem.

Hem heveslerimin ördüğü ağlara takılmak, zanlarımın kazdığı kuyulara düşmek, vehimlerim tarafından ele geçirilmek istemem.

Hem Nefsimin oyuncağı olmak  , mâlihulyâlara dalıp fısk çöllerinde kaybolmak istemem.

Hem sesimin duyulmasından hoşlanmayacağın, dualarımdan istiskal edeceğin, su-i ahlakımdan razı olmayacağın , istidraçla hayatta tutacağın bir bedbin olmak istemem.

Hem ilimden nasipsiz, idrakten yoksul , iz’andan gafil, takdirden tazimden, tehlilden cahil olmak istemem.

Ben hep seninle olmayı isterim.

Hep senin istediğin gibi olayım isterim.

Ben senin tarafından bağışlanmış,  korunmuş, kabul edilmiş olmak isterim.

Ben senin eşsiz ve benzersizliğinle  , eşsiz yarattığın benimle  olmanı isterim.

Ben, senin hadis-i kutside buyurduğun; Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (aynî veya kifaye) şeyleri  eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mümin kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüte düşmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem." Dediğin  ………… ve bu dediğini :

"O benim zikrimden başka bir şey işitmez. Kitabımın tilavetinden başka bir şeyden lezzet  almaz, bana münacaattan başka bir şeyle ünsiyet edip teselli elde edemez. Benim melekutumun acaiblerinden başka bir şey de tefekkür etmez. Ellerini ancak benim rızamın bulunduğu şeye atar, ayağı da böyle." Şeklinde şerh eden ulemanın tevilindeki o bahtiyar kişi olmak isterim.

Bu konuda bana cömertliğinle muamelede bulun ve kolaylıkta, ferahlıkta, refahlıkla beni bu ihsan-i şahaneye meccanen mazhar eyle…

Benim iliklerime kadar hissettiğim ve takatimin deruhte etmeye yetmediği hacetlerim senin bir teveccühüne bakar…. Biçareliğime acı, fakrıma medet  … özümü doyur.. beni senin olmak serveti ile zenginleştir.

Ya Rabbi!

Faydalı ilmimi arttır.

Kulluğumu kabul eyle..ben sadece senin kulunum ve benim senden başka gidecek çalacak bir kapım  yok…

Beni hizmet-i mahsusana al.. dest-i inayetini say’ime refik ver..sözlerimi ihlas ile hayatlandır… insanların gönüllerine inebilecek safvet libasını giydir…

Ya Rabbi!

Mekke’nin esrar-ı maneviyesinin ,pencerelerini, kapılarını, tavanını  bana aç…

Medine’nin hakikat-i Muhammediye hazine-i ruhaniyesinden beni zinetlendir…

Şu mülk alemin arkasında nurani güzelliğin sofrasından beni rızıklandır.

………….